Kadın Suretleri

Yazar : Engin Ardıç
İsbn : 9754800170
Yayın Tarihi : 1990
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 132
Ölçü : 12 x 19,5 cm
Yayınevi : Cep Kitapları

Ey kariyun-u kiram, işbu yazılar Elele dergisinde bir yıl süreyle yayınlandı, 1988 Nisan'ından 1989 Nisan'ına. Öneri, derginin yöneticisi sevgili Zeliha Midilli'den geliyor, kafa kafaya verip ne tür şeyleri nasıl yazmak gerekeceğinden konuşuyoruz; fakir azıcık "nostaljik', bolca da Osmanlıca serpiştirmeyi seviyor ya sağına soluna, "kadın suretleri" koyalım adını dedik dizinin, türlü çeşitli kadınları anlatalım. Başlangıçta "spectrum" geniş tutulmuştu, her ay başka bir kadın portresi çizilecek, bu, yazarın yıllar önce tanıdığı, yatıp kalktığı eski bir sevgili de olacak, sözgelimi Kleopatra da, Kıralıça Victoria da. Böyle böyle aylar boyu işi götüreceğiz. Yazı İşlerindeki, Zeliha'nın odasındaki hesap çarşıya, dergi bayiine uymadı. Daha ikinci sayıda tuttum, çok yıl önce ölüp gitmiş ama beni çok etkilemiş bir kadını, "ciciannemi" yazmaya kalktım, hemen tepki... Canım bize ne senin akraba ve taallukatından demişler... O kıralıça mıralıça tasarısı da kenara kondu. Anlaşıldı ki, okuyucu, "aşna fişne hikâyelerinden" hoşlaşıyormuş. Ya da gelen tepkilerden o sonuç çıkıyor. Ya da bize öyle geliyor. Neyse, bir yıl kadar işi bu şekilde götürdük. Sonra, Zeliha, "artık konuyu değiştirsek" dedi, Kadın Suretleri kabak tadı vermiş! Defteri kapattık. Dergilerden özenle koparılıp alınmış sayfalar şimdi elinizde tuttuğunuz bu kitabı "süslüyor', amiyane tabiriyle. Tepkiler de türlü-çeşitli oldu elbette. Çok beğenenler, tutulanlar, okumadan edemeyenler, aybaşını iple çekenler, bakkala koşup dergiyi soranlar da çıktı, burun kıvıranlar, sayfayı atlayıp geçenler, hatta hatta görmeye bile katlanamayanlar da. Geçen yıl, galiba temmuz, yaz tatili deniz kenarı telaşında yazıyı geciktirdik, Zeliha da haklı olarak o sayıyı boş geçti de, sağ olsunlar kimileri telefon yağdırmışlar, ne oldu bu herif, öldü mü kaldı mı, istifa mı etti, artık yazmayacak mı diye. Oysa "nedir bu rezillik, nereden çıktı bu adam durup dururken" sorusu da kulağımıza gelmiyor değildi hani.
******