İstanbul'un Antikçağ Tarihi - Klasik ve Hellenistik Dönemler

Yazar : Murat Arslan
İsbn : 9789759078058
Yayın Tarihi : Temmuz, 2010
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 579
Ölçü : 16 x 24 cm
Yayınevi : Odin Yayıncılık

İstanbul, tarihin her döneminde doğulular için batıya batılılar içinse doğuya ve kuzeye açılan bir kapı olmuştur. Aynı denizin sularıyla arınan dünyanın iki yanı, başka hiçbir yerde İstanbul' da olduğu kadar birbirine yaklaşmaz. Onun iki kıta arasındaki bu doğal konumu, kenti tasvir etme çabasındaki pek çok yabancı gezgin ve araştırmacı için öncelikli ilgi alanını oluşturur. Bu entelektüel eğilim, bazen stratejik göndermeler barındıran askeri ya da idari öngörüler bazen incelikle süzülmüş felsefi görüşler içerirken çoğu kez baştan çıkarıcı bir romantizm ile kentin doğu ve batı dünyaları arasında ge-çit olma vasfını betimleme çabası güder. Onların, makul gerekçelere da-yandırarak kenti köprü sıfatıyla imleyen yaklaşımlarına karşın; İstanbul bilinen en erken dönemlerden itibaren başlı başına bir iskân alanıdır. Başka bir deyişle gelip geçenlerin yanında, bu tarihsel derinliğin kültürel birikimlerini kimliklerinde taşıyan, gelenleri konuk edip gidenleri uğurlayan kadim bir İstanbul ve ötelenmiş bir İstanbullu vardır. Ne yazık ki onlar, Hagia Sophia ve Süleymaniye Camii'ni kucaklayan entelektüel ilgi ve akademik araştırma birikiminden bugüne değin kendi hisselerine düşen payı alamamışlardır. Bu eksiklik ilk bakışta, İstanbul tarihinin nispeten sınırlı bir sürecini tanımlıyor gibi algılansa da; asıl sorun, aynı zamanda batı uygarlığının da temellerinde yatan humanitas kavramı gibi değerli bir dünya görüşünün göz ardı edilmesinde açığa çıkar. Bu kitap, İstanbul'un antikçağ tarihi gibi sınırsız uğraş ve sonsuz çaba gerektiren güç bir konuda eksikliklerin tespiti ve giderilmesi yolunda katkı sağlamak amacıyla atılmış küçük bir adımdır. Bu adım, bundan sonra konuyu çalışmak isteyen araştırmacılar için İstanbul'un Klasik ve Helenistik Dönem Tarihi 'ne ilişkin temel kaynakların sistematik biçimde bir araya getirilmesini görev edinir. Bu yönüyle çalışmanın ani bir heves ve son zamanlarda popüler olan akımın ürünü olmadığı vurgulanmalıdır. Zira kitabın yazılmasına 2006 erilmiştir.
******