İstanbul'da Devr-i Sözen

Yazar : Atilla Dorsay
Yayın Tarihi : 1993
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 552
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Dem

İşi genelde başından aşkın bir insanım. Gazetecilik, TV programcılığı, radyo programcılığı gibi işlerim var. Bilenler bilir, aile reisliği ve babalık da büyük zaman alan ayrı bir uğraştır. Ayrıca, özellikle sinema konusundaki birikimimi sürekli ve düzenli olarak kitaplara dökmeye çalışıyorum. Son yıllarda çeşitli yerlere yolculuklar da önemli ölçüde zamanımı aldı. Çeşitli kitap tasarılarım ve uğraşlarım var. 1980-90 arası Türk sineması yazılarım, bir "Türkan Şoray Kitabı", bir Yılmaz Güney üzerine yeni düşünceler kitabı, bir Hollywood mitolojisi incelemesi, Sinema ve Çağımız'ın yeni düzenlemesi, Benim İstanbul'um adlı, bu kentle ilişkili izlenimler kitabı, yolculuk yazılarımın, bir zamanlarki yemek yazılarımın derlenmesi, vs., vs. Peki, bunca iş ve tasarı arasında hepsini geriye iterek neden bu kitaba sarıldım? Ve yaklaşık 6 ayımı ona verdim? Çünkü ilk bölümde açıklayacağım türden karabasanlar görmeye başlamıştım. Bu kentte, bu yerel yönetim altında yaşamak, benim için gitgide daha zor bir hale geliyordu. Gazetede arada-sırada bir eleştiri yazmak veya zaten haftada bir olan Metropol sütunumu sürekli bu konulara ayırmak istemiyordum Nurettin Sözen yönetimine ilişkin görüşlerimi, daha geniş ve kapsamlı biçimde dışavurmanın ciddi gereksinimini duyuyordum. Bu işi yapmanın tek yolu da bir kitap yazmaktı. Kentte olup bitenlerden öylesine şikâyetçiydim ki, yazacaklarım adeta kafamda hazır oluşmuş, bekliyordu. O açıdan ben kitabı yönetmedim, sanki kitap beni yönetti. Malzeme hazırdı, birikim haline gelmiş, yazılmayı bekliyordu. Ancak o biçimiyle kâğıda dökülmesi, bir büyük tehlikeyi de birlikte getiriyordu: o haliyle yazılsa, bir büyük öfke dışavurumuna, bir büyük çığlığa dönüşebilirdi. Bunu istemiyordum. Kitabın bir öfke çığlığına dönüşmesini istemiyordum. Öfkenin kimseye yararı yok. Öfkeyle bir yazı, bir yorum yazılabilir Gazete yazısının geçiciliği oranında, öfkenin yoğunluğu veya yazısı unutulur gider. Oysa kitap kalıcıdır, yarın öbürgün de el altında olacaktır...
******