İstanbul Şehremaneti (Belediyesi)'nin Kuruluşu ve 1917 Yılı Bütçesi

Yazar : Doç. Dr. Erdoğan Üner
İsbn : 9789758195244
Yayın Tarihi : 2008
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 211
Ölçü : 19,5 x 27,5 cm
Yayınevi : Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Bşk.

…İstanbul, Tanzimat'a gelinceye kadar dört kazaya (Dersaadet ile Bilad-ı Selase olarak anılan Üsküdar, Galata ve Eyüp) ayrılmış ve bu dört kaza da kırk mahkemeye (şubeye) bölünmüştü. Bunların içinde Dersaadet (İstanbul) kadısı, diğerlerinden üstündü, doğrudan Sadaret makamı ile haberleşirdi; şehrin hakimi, belediye başkanı ve valisiydi. Diğer kadılar da kazalarının hakimi, belediye başkanı ve kaymakamı durumundaydı. İstanbul'daki adli ve beledi hizmetler, böylece kısmen desantralize olmuş bir yapı içinde yürütülmekteydi. Tanzimat reformları çerçevesinde Batılı anlamda ilk oluşturulan belediye örgütü, "şehremaneti" adıyla 1855 yılında İstanbul'da kurulmuştu. Şehremaneti'nin yürütme organı "şehremini", karar organı ise "şehir meclisi" idi. Şehremini, Babıali'nin seçimi ve padişahın onayı ile belirleniyordu. Şehremini ve iki yardımcısı ile birlikte on beş kişiden oluşan şehir meclisinin üyeleri Meclis-i Vala'nın kararı ve padişahın iradesiyle atanmaktaydı. Bu üyeler, "Dersaadette oturan her sınıf Osmanlı tebaasının ve esnafın muteber ve mutemetlerinden" seçilmekteydi. Üyelerin dördü, her yıl kura ile yenilenecekti. Şehremaneti, Meclis-i Vala'nın ve Babıali'nin denetim ve gözetimi altında çalışan bir örgüttü. Kararlarının çoğu Babıali'nin onayı ile yürürlüğe giriyordu. Osmanlı yönetimi, ilk belediye deneyimi konusunda tereddütlü ve temkinli davranıyordu. Şehremaneti örgütü, Batılı anlamda modern belediyeciliğe geçişte ilk tecrübe idi, ancak iyi bir başlangıç sayılamazdı. Organlarının belirlenmesi, mali yapısı ve yetkileri yönünden merkezi idarenin bir şubesi gibi görev yaptı. Her bakımdan merkezi yönetime bağımlı bu örgüt, belediyelerinin yapılanmasını olumsuz yönde etkiledi. Şehremaneti'nden beklenenler elde edilemediği gerekçesiyle, bir yıl sonra "şehir meclisi" lağvedilerek askıya alındı. Bu kararsız durumun 1857 yılına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Osmanlı yönetimi, İstanbul'da ve özellikle yabancıların yoğun olarak oturdukları Beyoğlu'nda belediye örgütünü yerleştirmek kararındaydı. İstanbul'un bütününde bir tek belediye örgütü kurmak yerine, merkezde bir anakent belediyesi (Şehremaneti) ile İstanbul'u on dört daireye (beldeye) ayırmak ve öncelikle bu dairelerden birinde belediye deneyimini geliştirmek için yapılan çalışmalar sonucunda Altıncı Daire olarak Beyoğlu-Galata'da karar kılındı (1857). Çünkü burada gayrimüslim Osmanlı vatandaşları ile yabancılar yoğun olarak oturmakta idi ve bunların çoğu, belediyeyi başka ülkelerde görmüş ve önemini kavramışlardı. Burada belediye kurmak ve yerleştirmek daha kolaydı...
******