İndim Zaman Bahçesine

Yazar : Güneş Karabuda
İsbn : 975-363-900-7
Yayın Tarihi : Ekim, 2001
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 179
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : Yky
Bahsi Geçen : Güneş Karabuda

Elimde tuttuğum fotoğrafa baktığımda, hastane karyolasında, genç ve güzel bir kadın yaslanmış oturuyor; onun yanında sarışın bir hanım, diğer tarafta da yatağın kenarına ilişmiş bir bey görüyorum. Pirinçten yapılmış beşik, boş duruyor. Pencere kenarında duran hemşire, kucağında bir bebeği tutmakta. Yatakta oturanlar, annem Atıfet Hanım, Muazzez teyzem ve babam Dr. Nail Bey. Ayakta, Perihan hemşirenin kucağındaki yeni doğmuş bebek de, benim. Burası, İzmit Memleket Hastanesi, bir kış günü, yıllardan 1933... Babam aynı hastanenin başhekimi. Hangi üstün zekâlı şehircilik uzmanının işidir bilinmez ama hastane İzmit'in ulaşılması en güç tepesinin üzerine inşa edilmişti. Kış günleri vasıtaların buraya ne büyük güçlüklerle ulaşabildiğini anımsarım. Babamın "makam" arabası, iki atlı bir faytondu; karlı soğuk kış günleri babam bazan beni de götürürdü hastaneye. Arabacı Mustafa'nın getirdiği kalın yün battaniyelere sarınıp, muşambayı da üstümüze çeker, yola koyulurduk. Hastanenin dik yokuşuna vardığımızda, atların ayakları kaymaya başlar, arabacı Mustafa'nın kırbacı ıslık çalarak şaklardı. Yokuşun buz tuttuğu günlerde, atların tökezleyip yere kapaklandığı olur, etraftan yetişenlerin yardımıyla ite kaka hastaneye güçlükle varabilirdik. Yokuş boyunca, babamın hastaneyi buraya yaptıranlar hakkında hiç de iyi şeyler düşünmediğini, homurdanarak ettiği sunturlu küfürlerden anlardım. Babam efendi, kibar bir adamdı, mecbur kalmadıkça kaba konuşmazdı ama bir de tepesi attı mı, en yakası açılmadık küfürleri ondan duyardım! I. Dünya Savaşı'nın eşiğinde, babam Mülkiye'ye girip hariciyeci olmayı istemektedir. Burada ancak bir yıl okuyabilir, savaşın başlamasıyla Mülkiye kapanır. "Memleketin hariciyeciye değil, doktora ihtiyacı var!" deyip, babamı Tıbbiye'ye sokarlar. Zoraki girdiği bu mesleğe babam yaşamı boyunca pek ısınamaz. Ama gene de ömrü boyunca içten benimsediği, sorumluluk ve disiplin prensibi onun mükemmel bir doktor olmasını sağlamıştı. Kurtuluş Savaşı başladığında, babam çiçeği burnunda bir doktor olarak orduya katılır...
******