İkinci Meşrutiyet ve II. Abdülhamid Hakkında

Yazar : Mehmed Çetin Börekçi
Yayın Tarihi : 1999
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 78
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Bedir Yayınevi

Meşrutiyet'in 23 Temmuz 1908 tarihinde ikinci defa ilanı, muhakkak ki, tarihimizin en mühim hadiselerinden biridir. Bu hadise ile birlikte tarihimizde karanlık bir zulüm devri başlamış, bir sürü felaketli hadiselerden sonra, on yıl içinde imparatorluk son bulmuştur. Bu felaketli neticede, muhakkak ki, 1908-1918 yıllarında, imparatorluğun idaresinde ehemmiyetli bir unsur olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenlerinin acemilikleri, devlet adamı tecrübesinden ve vasıflarından mahrum bulunmaları, pek çoğunun Selanik Mason Cemiyeti'nin kayıtlı üyeleri olmaları, bir kısmının batı-siyon-mason çevreleri ile çıkar ve görüş birliği içinde bulunmaları ve nihayet batılı emperyalist devletlerin Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili planları, dünya olayları, en önemli rolü oynamıştı. 1908-1918 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu bir büyük nehirde tecrübeli bir kaptandan mahrum bir gemi gibi, oradan oraya sürüklenmiş, netice itibariyle tarihe karışmaktan kurtulamamıştı. 23 Temmuz 1908 tarihinde, İkinci Meşrutiyet ilan edildiği zaman, Osmanlı tahtında II. Abdülhamid Han bulunuyordu. 1908 yılında, 33 yıllık engin bir devlet adamlığı tecrübesi bir tarafa, II. Abdülhamid Han, tarihimizin gerek şahsiyet gerek devlet adamı olarak, en güçlü, en karizmatik kişilerinden birisidir. Konuştuğu, görüştüğü, temas ettiği kimseleri, muhalifi de olsa, hemen tesir sahası içine aldığına bütün kaynaklar müttefiktir. Şurası muhakkak gibidir: II. Abdülhamid Han, sırf kendisini tahttan indirmek için planlanan ve tertiplenen 31 Mart Hadisesi vesile edilerek, tahttan indirilmeseydi, İttihat ve Terakki mebusları üzerinde de tesir sahibi olacak, onları da kendi tesir sahası içine çekebilecekti ve çok büyük bir ihtimalle, 1908-1918 yılları içinde devletimizin ve milletimizin başına gelen felaketlerin en azından bir kısmı önlenebilecekti. II. Meşrutiyetin ilk yıllarında gerek İttihat ve Terakki Cemiyeti çevrelerinde, gerekse halk kitlelerinde Padişah aleyhinde hiçbir fikir ve düşünce de mevcut değildi. Aksine, II. Abdülhamid Han her yerde saygı, sevgi ve itibar görüyordu...
******