Horoz Ahmet

Yazar : Süleyman Tekil
Yayın Tarihi : 1987
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 165
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Tekil Neşriyatı

Rüstem Ağa nargilesini yere bıraktı, sol ayağını kıçının altından çekip, sağ ayağını yerleştirdi. Sonra, dik bir sesle: - Ahmet, diye bağırdı. Birden kahvenin kapısında Ahmet belirdi: - Buyur Ağa! Rüstem Ağa, başparmağı ile yanında oturan Kadir çavuşu gösterdi: - Sade bir kahve, dedi. Sonra, yere bıraktığı nargilesini aldı, tokurdatmağa başladı. O gün Kasabanın -pazarı... Sabahın erken saatlerinde, kadınlı erkekli köylüler, merkep sırtlarında mallarını pazar yerine getirmeğe başladılar. Küfe küfe üzümler, köy çocuklarının yanakları gibi al al armutlar, elma, ayva, erikler, ayaklarından birbirine bağlı piliçler, küçük bakraçlar içinde yağlar, yumurtalar, toprak kaplarda yoğurtlar ve bahçelerden yeni toplanmış çeşitli sebzeler, yol kenarına itina ile sergilendi. Bundan sonra küfeler dolusu kavun, karpuz getirildi ve bunlar da pazarın ortasına kümelendi. Saatler ilerledikçe pazarda hareket fazlalaştı. Ve bir an geldi ki, iğne atılsa yere düşmeyecek derecede kalabalık yoğunlaştı. Rüstem Ağa'nın yazıhanesi tam pazar yerinin ortasında. Ağa, özellikle Pazar günleri sabahın çok erken saatlerinde yazıhanesine gelir. Yazıhane olarak kullandığı yer, bir keçi kulübesinden farksız... Toprak zemini çevreleyen kerpiçten dört duvara yazıhane adı verilmiş... Yazıhanenin içinde yayları çökmüş, yaşlı maymun suratına dönmüş, deri kaplı üç koltuk. Teneşir tahtası gibi bir masa. Ve kapının hemen sağında bir kasa. Kasanın ağzı her zaman açık. İçindeki paralar, gelen geçen tarafından bir bakışta görülsün diye... Cıvar köylerden gelenler, Rüstem Ağayı ziyarette kusur etmezler. Yazıhanesine mutlaka uğrarlar, hal hatır sorarlar. Bir kısmı Ağa'dan faizle para alır, bir kısmı, pazara getirdiği malları Ağa'ya devreder, işini bir an önce bitirir. Hiç değilse bu suretle malların tüketimi için akşamın geç saatlerine kadar beklenmez... Hatta eksiğine de olsa, köye bir an önce dönebilmek için Ağa'ya devretmekte yarar umulur... Rüstem Ağa, kendisine satılan her şeyi ucuz almasını bilir. Satıcılarla katiyen pazarlığa girişmez, teklif edilen fiyatın yarısını verir, başka laf etmez. Köylüler, onun bu huyunu iyi bildikleri için fazla ısrardan kaçınırlar, bir düşünelim diyerek yazıhanesinden ayrılırlar. Fakat Rüstem Ağa, her defasında işin kolayını bulur. Pazarlıkta anlaşamadıklarına sert bir çıkış yapar, bastonun ucu ile kasadaki kâğıt paraları dürterek yere düşürür, sonra da: - Ne düşünüyorsun? Bak sana peşin banknot veriyorum, başkaları gibi, bugün git, yarın gel,
******