Her Doğum Bir Mucizedir "Aykut Kazancıgil Kitabı"

Yazar : Figen Şakacı
İsbn : 9754586624
Yayın Tarihi : Nisan, 2006
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 440
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : T. İş Bankası Kültür Yayınları
Bahsi Geçen : Aykut Kazancıgil

Kadınlarla jinekologlar arasında gizli bir sözleşme vardır. Çoğu zaman en yakınlarımızla bile paylaşamayacağımız dertlerimizi, jinekologların karşısında rahatça anlatabiliyorsak, bu, onlara duyduğumuz güvendendir. Doktorunuz size bu güveni verene kadar utanır, sıkılırsınız. Bunun nedeni onun bildiklerini bilememek, kendi sorunlarınızı tam tarif edememektir. Hele de bu bilgi size üst perdeden duyuruluyorsa, onun karşısında küçülebilirsiniz de. Peki ya masanın diğer tarafı? Meslek hayatları boyunca yüzlerce hasta görmüş jinekologlar? Biz özellikle ilk karşılaşmamızda gerilip sıkılırken, sorunumuzu tanımlamakta zorluk çekerken, onlar ne düşünür, ne hisseder acaba? İşte birinci ağızdan cevabı: "Kadınları dinlerken çok şey öğrendim. Tanıdığım birçok kadın hastam erkekleri değiştirmek istiyordu... O kadar ki, bazı kadınların dedikleri sizi düşündürür, o niye böyle dedi, bu neden şöyle dedi diye; yani istemeden kadınların söylediklerini, problemlerini falan merkezinize getiriyorsunuz. Çünkü kadının sahip olma hissi vardır; evine, çocuğuna, kocasına... İşte bu sahip olma hissi yüzünden, kendisi için ideal olanı etrafına da kabul ettirmeye çalışır. Anormal bir durum değildir bu. Ben, kadınların erkekleri değiştirmeye çalışmaktan hoşlandıklarını biliyorum. Ama ben, hep kendi dünyamın içinde kaldım, kimseyi yönlendirmedim... İşim dolayısıyla çok fazla kadın tanıdım ama onlar benim hastamdı ve öncelikle insan olarak durdular karşımda; belli istekleri, hayat görüşleri olan insanlardı ve onlardan her zaman yeni bir şeyler öğrendim..." Ben de Aykut Kazancıgil'le süregiden sohbetlerimiz boyunca doktorluğun kutsal bir meslek olmakla beraber, insan ilişkileri bağlamında apayrı bir incelik isteyen çok ağır bir işçilik olduğunu öğrendim. Onun hastalarıyla kurduğu babacan diyaloglarını, karşısında utanıp sıkılan kadınların ellerine, ayaklarına, yüzlerine bakarak şakayla karışık ilk teşhisi nasıl koyduğunu, onlar gülüp rahatlarken, hastalığı ve tedavi yollarını nasıl masal gibi anlattığını gördüm; yavaş yavaş "doktor olmak"la "doktorluk yapmak" arasındaki keskin ayrımı kavradım. Oysa bir buçuk yıl önce Etiler'deki evine giderken, nasıl biriyle karşılaşacağımı bilmiyor, heyecanımı yenemiyordum.
******