Helvahane Defteri ve Topkapı Sarayında Eczacılık

Yazar : Arslan Terzioğlu
İsbn : 9757238191
Yayın Tarihi : 1992
Dil : Türkçe+Almanca
Sayfa Sayısı : 128
Ölçü : 19,5 x 27,5 cm
Yayınevi : Arkeoloji ve Sanat Yayınları

Topkapı Sarayında saray eczanesi için Helvahane'de yapılan ilaçlara dair reçeteleri ihtiva eden ve şimdiye kadar bilinmeyen Helvahane Defteri isimli elyazma nüshayı İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim· Dalı Başkanı Prof. Dr. Dr. Arslan Terzioğlu "Zeitschrift für Geschichte der arabisch - islamischen Wissenschaften" isimli derginin (1987 / 88) yılına ait 4. cildinde ilk defa bilim âlemine tanıtmıştır. Farmakoloji bilimi mensupları tarafından büyük bir merakla beklenen bu elyazma nüshanın faksimilesi ile birlikte yayını bu kitapla yapılmış olacaktır. Bu elyazma nüsha, 10 grupta toplanan 186 ilaç reçetesini ihtiva etmektedir ki, bunlardan 10'u Tiryak, 70'i Mithridatikum grubuna dahildir. Bu, uygar Avrupa'da eskiçağdan ortaçağa kadar kullanılan bu ilaçların önemini vurgular ve İslam Tababetinin de antik çağın bilgilerini toplayarak gelişmesinde büyük rol oynadığını gösterir. Tiryaklar ve Mithridatikum gibi çeşitli deyimlerin kullanılmasından ziyade bizi ilgilendiren, bu İstanbul'daki elyazma eserde, hiç değilse her ikisinin farkının, içindeki hayvansal maddelerin çeşitli olmasından dolayı olduğunun belirtilmesidir. Eczacıları ve hekimleri daha ziyade ilgilendiren husus ise, bunların içinde Opium bulunmasıdır. Eskiden olduğu gibi hala bir sırdır ki, neden Opium'un analjezik özellikleri çok sonraları expressis verbis indikasyon olarak ortaya çıkmıştır. Aşikâr olan şudur ki, 19. yüzyılın başına kadar denizcilikte Opium, analjezik olarak kullanılmamıştır. İş kazalarında alkolden başka analjezik, mesela Opium, kullanılmamıştır. Acaba Opium'un analjezik özellikleri bilinmiyor mu idi? Topkapı Sarayının eczanesi niteliğindeki Helvahanede yapılan ilaçlara ait reçetelere göre Tiryak ve Mithridatikum imal edilip, kontrol altında bizzat kendi üzerinde yapılacak deneylerle incelenirse, bunu açıklamak mümkün olabilecektir. Bu, tıp tarihi ile farmakoloji arasındaki ortak çalışmayı gerektiren, ama hukukçularında onaylayacağı ümit edilen, disiplinler arası güzel bir görevdir.
******Arslan Terzioğlu