Gelincik Tarlası Gibi

Yazar : Alâettin Bahçekapılı
İsbn : 9789757403203
Yayın Tarihi : Haziran, 2015
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 399
Ölçü : 21 x 29,7 cm
Bahsi Geçen : Çetin Altan, Haldun Taner, Orhan Karaveli, Turgut Cansever

"Geçiyoruz yaşamın içinden bir gelincik tarlası gibi": İnce, narin, ışıltılı, direngen ve insan olma ortak paydasında birleşgen...
Her dergi ve gazete "define adasındaki sandık" gibi ürünler barındırır sayfalarında: Haber, köşeyazısı, fotoğraf, karikatür, söyleşi, düşünyazısı. Ancak, bu her birinin kendine, içeriğine, anlattığına göre değeri olan ürünlerin kısa ömürlü olduğu yadsınamaz. Böylesi ürünlerin, beyinsel gökyüzümüzde bıraktıkları izlerin dışında kalıcılıklarını sürdürebilmeleri, derleme kurumlarının, biriktirenlerin, koleksiyonerlerin varlığına bağlı. Çok sınırlı sayıdaki bir kalıcılıktır bu. Bu nedenle, gazete ve dergilerdeki emek ve beyinsel ürünlerin unutulmaması, kalıcı olabilmesi için kitap, albüm, yıllık biçiminde yeniden basıldıklarını görürüz. Son yıllarda daha da yaygınlaşan bu uygulama, "define adasındaki sandığı" kabalaştırır, unutulmaktan kurtarır, kütüphanelerimize kazandırır...
Bu kitap da böyle bir amaçla hazırlandı...
Alaşehir Ev Kültür dergisinin 100. sayısına ulaşması nedeniyle dergide yayımlanan düşünyazıları ve şiirlerden bir seçmeyi Alaşehir'in 100'ü adı altında kitaplaştırmanın ardından, süreğeni olan bu yapıtı da sîzlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Birkaç yönlü bir mutluluk bu: Öncelikle, kitap kadar kalıcı olmayan (olamayan) dergilerin zamanın acımasızlığına terk ettiği söyleşileri bir araya topladığım için mutluyum. Ayrıca, derginin ardındaki büyük birikimi, emeği sergileme, anımsatma olanağı bulduğum için...
Bu toplamda, farklı birkaç uygulamam var:
Öncelikle söyleşileri meslek, uğraş gruplarına ayırdım; yazarlar-sanatçılar ile yaptığım söyleşilerin yanı sıra bilim insanları, siyasetçiler, işadamları/yöneticiler ile gerçekleştirdiğim söyleşiler de var bu yapıtta.
Ayrıca söyleşiler kendi içinde de ikiye ayrılıyor: Sesleri Bende Kaldı kitabımda yer alan, dergide değişik nedenlerle özetleyerek yer verdiğim söyleşileri de bu yapıta aldım; bir başka toplamda yeniden okunmalarında yarar gördüm; vazgeçemedim onlardan.
Vazgeçemediğim bir başka söyleşi grubu daha var; onlar da dergiye omuz veren yazarların, gazetecilerin, dostların yaptığı söyleşiler: Beğendiğim, değerli ve yararlı bulduğum için yayımlanmasını sağladığım bu söyleşileri öylesine içselleştirdim, benimsedim ki, benimkileri kabalaştırırken onları dergi sayfalarında bırakmaya gönlüm razı olmadı.
Bu kitabın, Ataşehir Ev Kültür dergisinin ilk 100 sayısındaki emeklerin toplamı olmayı aşan bir boyutu da var: Hazırlık sırasında durmayan zaman, yeni sayılar ve yeni söyleşiler getirdi gündeme; onları da ekleyince derginin 109 sayısındaki emekleri değerlendirmiş oldum...

******