Geçmiş Zaman Fıkraları

Yazar : Abdülhak Şinasi Hisar
Yayın Tarihi : Mart, 1971
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 266
Ölçü : 11,5 x 16,5 cm
Yayınevi : Varlık Yayınları

Bütün bu küçük fıkraları, zaman dediğimiz varlığın ayrı ayrı saatleri, dakikaları, saniyeleri içinde işitirken bir çeşme suyunun akan sesleriyle hayatın manalarını, ahenklerini, tatlarını, parça parça duyarız. Bu küçük kitabı geçmiş zamanlarımızın bir tarihçesi addetmek aleyhinde bir yan1ışlık olur. Zira bu zamanlarımızı aynı bir cümle ile manalandırmak doğru olmaz. Geçmiş zaman hayatımızın ancak bir kısmı kitabi ve tahriri olurdu. Filhakika geçmiş zaman adamı dünyaya doğar doğmaz kendisinin ebcet hesabıyla doğduğu tarih yazılırdı. Her evde ve her camide, her abidede ve her çeşmede, güzel yazılmış levhalar görülürdü. Çocuğa güzel kâğıt, kalem verilirken iyi yazı ve dil dersleri öğretilirdi. Artık o hayatı boyunca, umumi bir hadise oldu mu, mühim bir kitap basıldı mı, bir çeşme ve bir köprü yapıldı mı, hemen tarihi bir mısra duyardı. En milli bir ananemiz her vakaya bir tarih düşürmek merakıydı. Bunun içindir ki, her zamanın tarihini mısralarla kaydeden Sümri Mecmuası, o geçen zamanların hayatını kelimelerle söylemiş oluyordu. Böylece, birçok geçmiş zaman fıkraları sadece birer tarih mısraından ibarettir. Fransızların her hadiseden arta bir şarkı kaldığım söyledikleri gibi, biz de her hadiseden ve her ömürden arta kalan ebcet hesabıyla yazılmış bir tarih bulunduğunu söyleyebilirdik. Geçmiş zaman adamı nihayet öldü mü, dünyayla kendisinden kalmış olan hatıra, yine bir ölüm tarihiyle yazılmış olur ve bu mısra da, bazan mezar taşının üstüne hakkedilmiş bulunurdu. O zamanlarda şairlerimiz, bütün şiirlerini birer latife kabilinden yazmazlar, evliyalar, peygamberler gibi duyulmak isterlerdi. Her divan, her türlü bir şiir mecmuasının içtimaı demekti. Şairler kendi divanlarını ikmal etmiş olmak için, tevhitler, naatlar, methiyeler, kasideler yazarlardı. Caize almak için methiyeler ve bazan da caize alınmadığından dolayı hicviyeler yazılırdı. Hulasa hemen yazılmadık şey kalmazdı...
******