Fikret Mualla

Yazar : Abidin Dino, Ara Güler
Yayın Tarihi : 1980
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 214
Ölçü : 20,5 x 28 cm
Yayınevi : Cem Yayınevi
Bahsi Geçen : Fikret Mualla Saygı

Tarla desem değil, bataklık desem değil, iki yanımız -ansıyorum- ürkütücü bir çamur deryası. Yapışkan, daracık, kaygan bir yol şeridi üstünde bocalayıp duruyorduk. Yol değil, boşlukta gergin bir tel, keskin bir kılıç, bir Sırat Köprüsü. Fikret Mualla, göze görünmez düşmanlarla kavgaya tutuşmuş, küfretme keyfine kapılmış gidiyordu. Kararlı idik, günlerce bu çıkışın adını ettikten, buluşmamızı olur olmaz nedenlerle birkaç kez erteledikten sonra artık ölmek var dönmek yoktu... Karşıdan esen lodosla beraber is renkli bulutlar, dalga dalga üstümüze yürüyor, alçaktan salkım saçak geçip, yer yer yağmurlar salarak uzaklaşıyorlardı İstanbul'a doğru. Uzun bir süre kimseciklere rastlamadık. Bu yolda ilerlemiyor, sırsıklam kaçıyorduk. Sanırsın Viyana kapılarında yolunu şaşırmış iki acemi oğlanı. Hani küffar birdenbire ortaya çıkacak da delik deşik edecek bizi. Kimin öğüdüne uyup bu sözüm ona "kestirme" yola düşmüştük unuttum. Hesapça Bakırköy'e gidiyorduk. Ama köye değil, tımarhaneye! Bensiz Bakırköy'e. gitmek istemiyordu Mualla. Ya beraber gidilecek ya da hiç gidilmeyecekti, ben bilirmişim... Mualla'ya bir "rapor" almak söz konusuydu. Bu rapor neyin nesiydi diyeceksiniz? Aldanmıyorsam Eğitim Bakanlığı ya da müdürlüğü, ressamın kafadan sakat olup olmadığına dair bir belge istemişti: "Sağlam" raporu getirmeyecek olursa Fikret, işinden gücünden, hocalığından, ekmeğinden olacaktı. Sanatçının bahtı buna bağlıydı; gün olmuş kurtuluşu kafadan sakat OLMADIĞINA dair bir belgede bulmuştu, gün olmuş, tersine, kafadan sakat OLDUĞUNA dair bir belgede! Sorulsa yeridir, aklı başında mı olmak, yoksa aklını yitirmek mi yeğdi İstanbul kentinde? Pek belli değil. Daha doğrusu kesin bir kural yoktu, yerine, gününe, adamına, olayına göre değişiyordu sorun. Delilikten ne çıkar? Bu söz bir övgü de olabilirdi, bir yergi de.
******