Fatih ve İstanbul

Yazar : Ahmet Kabaklı
İsbn : 9789756186602
Yayın Tarihi : 2011
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 236
Ölçü : 13,5 x 21,5 cm
Yayınevi : Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları

Asırlar içinde incelen, zarifleşen, olgunlaşan İstanbul efendisi ile hanımefendisi, dillere destan İstanbul nezaketi, ağızlara lezzet olan İstanbul şivesi, işte, Sultan Mehmed'in getirdiği o köylüler, taşralılar arasından çıkmıştır. Bu yıldız şehri "Işıklarla Türk eden' deha onlarındır. Boğaziçi yalıları onların, konak hayatı onların, tepeleri, meydanları süsleyen şu camiler, şu sebiller, saraylar onların eseridir. Adaletiyle Tanrı'yı hoşnut eden kadılar, bilgisi umman dolduran hocalar, cesareti düşman yıldıran subaylar, tebessümü hayat bahşeden kadınlar hep onların verimidir. "Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi, o fethin Avrupa'yı Türklüğe açmak gibi bir timsal değeri taşıması ve bu ulu mabedin cami yapılmasındaki ilahi mana, 547 yıl, bizim iman kaynaklarımızdan birisi oldu. O manaya, o ilahi gerçeğe elbet bir gün döneceğiz, yanlış günler, yanlış hükümler sizlerdeki ümit ve inancı zedelemesin. Ayasofya, Yahya Kemal'in dediği gibi yalnız "Deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl' için kazılmış bir nişan değildir. O bizim kutsal efsanelerle donanmış destanımızdır. Onda zafer nağmelerimizin çok üstünde İstanbul halkınca yaşatılmış yüzlerce efsane ve cennet safası vardır. İşte, aşağıda size İstanbul Fethinin yıldönümü günlerinden sunacağım Yâ Vedûd kıssası İstanbul ve Ayasofya'nın kurtuluşu için, bir Hıristiyan din adamının Fatih Sultan Mehmed ve cengâverlerine nasıl dua ettiğini ve İstanbul fethi başlangıcının 50. gününde nasıl vefat ettiğini de burada okuyorsunuz. Bu kutsal adam Ebu Eyyub Hazretleri bitişiğine defnedilmiş bulunmaktadır. Sultan Mehmed Ayasofya'yı gezip dolaşırken Terler direk denilen yerde bir ilahi nurun parladığını görüp üzerine vardı. İlahi nura batmış bir bembeyaz vücut kıbleye dönmüş yatar. Gördüler ki aydınlık göğsü üzerinde kırmızı hat ile Yâ Vedûd adı yazılmış. Hemen Akşemseddin ve Sivaslı Kara Şemseddin ile yetmiş evliyaullah buyurdular ki; "İşte padişahım İstanbul'un elli günde fethine sebep olan budur. Hikmeti'ilah ile İstanbul'un fethini ellinci günde dileyip o gün ruhunu teslim eden ermiş budur biz daha önce padişahımızı bundan haberdar etmiştik dediler. Oradaki bilginler, dervişler, erdemli kişiler onun cenazesini yıkamak dilediler. Ayasofya'nın Terler direğinden bir ses gelip, "Merhum yıkanmıştır hemen toprağa verin' deyu sedalanınca oradakiler şaşırıp kalktılar. Cümle şeyhler Yâ Vedûd Sultan'ın nâşını tabuta koyup Şehid kapısında gömmeyi düşündülerse de, tabutu taşıyanlar bir anda kendilerini Eminönü'nde bulup bir kayığa girerek yelken açmadan ve kürek çekmeden yıldırım gibi giderek: Ebu Eyyubi Ensari yamacında duraladı…'
******Ahmet Kabaklı