Fatih ve Fetih Albümü

İsbn : 9756596198
Yayın Tarihi : 2003
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 80
Ölçü : 24,5 x 33,5 cm
Yayınevi : Tarih ve Tabiat Vakfı Tatav

İstanbul... Methedilen şehir. Dünyanın gözdesi. Fatih Sultan Mehmed sayesinde bir Türk ve İslam şehri oldu. Kuruluşundan itibaren birçok millet ele geçirebilmek için canlar verdi. 665-970 yılları arasında Müslüman Arap orduları Peygamberimizin hadisine mazhar olabilmek için 9 defa İstanbul'u kuşattılar. Ancak şehri fethetmeyi başaramadılar. Başta Eyüb el-Ensari olmak üzere birçok sahabe İstanbul önlerinde şehid düştü. Yıldırım Bayezid'dan itibaren Osmanlıların İstanbul kuşatmaları başladı. Düşmek üzere olan şehri 1396'da Niğbolu'ya gelen Haçlı ordusu, 1402'de ise Timur kurtardı. Yıldırım'ın oğlu Musa Çelebi'nin ve Fatih Sultan Mehmed'in babası II. Murad'ın şehri ele geçirme çabaları da bir netice vermedi. Sıra II. Mehmed'deydi. Asırlarca dünyanın en kuvvetli ordularına dayanmış Bizans'ın artık sonu gelmişti. Çünkü şehri kuşatan sıradan birisi değildi. Osmanlı Devleti'nin en büyük hükümdarıydı. Fatih ilk hükümdarlığı sırasında şehri ele geçirmeyi kafasına koymuştu. 1444 yılından tahta ikinci defa geçtiği 1451 'e kadar bu işin nasıl olacağını planladı. Peygamberimizin hadisi ile şereflenecek komutan olmasını hiçbir şey engelleyemezdi. Tahta çıktığında planları hazırdı. Acele etmedi. Anadolu ve Balkanlar'da emniyet sağladı. Dışarıdan gelebilecek tehditlerin önüne geçildi. Toplar döküldü, gemiler yapıldı, kuşatma aletleri hazırlandı. Boğazı kontrol etmek için Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı inşa edildi. 6 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu Bizans surlarının önündeydi. Surlar top ateşi ile dövülmeye başlandı. 22 Nisan'da Osmanlı donanmasının bir kısmı Haliç'e indirildi. Kuşatma uzadıkça Bizans'a Avrupa'dan yardım gelme tehlikesi büyüyordu. Osmanlı ordusunun içinde kuşatmayı kaldırma isteklerine karşı Fatih dimdik karşı durdu. Ya o İstanbul'u alacaktı, ya da İstanbul onu. 28 Mayıs günü Osmanlı ordusu büyük hücum için hazırlanmaya başladı. Sabahleyin gün doğmadan önce Fatih'in emriyle askerlerin "Allah, Allah" sesleriyle son hücum başladı. İstanbul halkının umudu meleklerin ve azizlerin onları kurtarmasıydı. Düşman Ayasofya'ya geldiğinde karşısında melekleri bulacaktı.
******