Falınızda Rönesans Var

Yazar : Ferhan Şensoy
İsbn : 97579040704
Yayın Tarihi : Kasım, 1998
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 375
Ölçü : 13,5 x 21,5 cm
Yayınevi : Ortaoyuncuları Yayınları

Materyalizmin babası Denis Diderot 1713 yılında bir bıçakçının oğlu olarak doğdu. Bıçakçı deyince, göz nuru, el emeği döküp bıçak üreten, çeliğe çift su verirken kan ter damlatan bir zanaatkar değil de, Bursa otogarında, gelene geçene, Bursa'dan ne alalım diye düşünene, bıçak, çakı ve benzeri ve benzemezi kıvır ve zıvır satan bir dükkân sahibiydi baba Diderot. Dünyanın, ya da diyelim ki Avrupa'nın dar kafa günleri, herkes umudunu kiliseye bağlamış, din bizi nasıl olsa kurtarır, İsa bize mutlaka bir kıyak yapacak, tanrı bugün yarın bir mucize yaratacak telaşlanmayalım arkadaşlar, gibi duyguların egemen ve tartışılmaz olduğu günler, Fransa'nın Langres kentinde. Adam olmanın karşılığı papaz olmak, çocuğunuz kızsa en iyisi onu rahibe etmek. Bırakalım da orospu mu olsun kız? Çünkü orospuluk da var ortada, gözle görülür biçimde. Kimi çağ tanımaz karılar, onun altından kalkıp, bunun altına yatıyorlar. Baba Diderot, aklı başında bir bıçaksatar olarak, aç parantez insanın üreticisi olmadığı satılacak şeyler arasından bıçağı seçmesi de az sapık bir durum değil, dikkat edin Bursa otogarında bıçaksatar beyler hiç sıradan, alışılagelmiş, normal tipler değildirler, kapa parantez, iki oğlunu cizvit-hatip kolejine, bir kızını manastıra yatılı vermiş. Kızı Emire Diderot Kalkancı'nın başına gelenleri, ağabeyi "La Religieuse" isimli romanında uzun uzun anlatmıştır. Bu romanının dilimize çevirisi var mıdır, bilmiyorum. Çevrilmemişse Mümine ismiyle çevrilebilir. Televizyonda dizi olarak da değerlendirilebilir. İşin felsefesine girmeyen, fonda minareler bir çekimle TGRT'ye bile pazarlanabilir. Başıma ne geldiyse, alnımın yazısıdır, zaten bunlar alnımıza biz doğmadan yani daha alnımız ortada değilken alnımızın ortasına Arap majüskül harfleriyle yazılmıştır, diye dikiz atan bir pencereden bakıldığında, Diderot'nun Kaderci Jak'ı, sanki eli öpülesi bir evliya. Nerden nasıl bakıyorsan dünyaya, oradan tabii, az biraz yamuk görünür. Görememek de mümkün. Endişeye kapılmayın, bu bir hastalık değil, bir görsel özür. Ya da isterseniz kapılın kendi çapınızda mutedil dalgalı bir mesut ve yılmaz endişeye, çünkü görmemek de bir kusur.
******