Eski Şairlerimiz Divan Edebiyatı Antolojisi: Fuzuli

Yazar : Prof. Fr. Köprülüzade Mehmet Fuat
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 62
Ölçü : 14 x 20 cm
Yayınevi : Muallim A. Halit Kitaphanesi
Bahsi Geçen : M. Fuat Köprülü

Fuzuli mahlasıyla maruf Mehmed İbni Süleyman'ın nerede ve hangi senede doğduğunu kat'i olarak bilmiyoruz. Takribi olarak XV. asrın son yıllarında ve Kerbela'da yahut Hille'de doğduğu söylenebilir. Bayat isimli eski bir Türk Oğuz aşiretine mensup olan Fuzuli'yi batı Avrupa müelliflerinin Türk saymamaları tamamıyla esassız bir iddiadır. XV. asra ait en itimada şayan vesikalar onun Türk olduğunu kat'i surette tespit ettikleri gibi, Fuzuli de Farisi divanının mukaddemesinde ana dilinin Türkçe olduğunu açık açık söylemektedir. Fuzuli'nin Türklüğü hakkında meydana koyduğumuz deliller, son Avrupa müellifleri tarafından da tamamıyla kabul edilmiş ve bunun aksini iddiaya artık en ufak bir imkân bile kalmamıştır. Fuzuli'nin hayatı hakkındaki malumat, yok denecek kadar azdır: Safevi ümerasından İbrahim Han maiyetinde bir aralık Bağdat'a gelmiş, sonra RiJle'ye dönerek orada tahsilini tamamlamıştır. Safevi hükümdarı Şah İsmail namına Beng-ü Büde adlı Türkçe bir mesnevi yazması, bazı Safevi emirlerine kasideler takdim etmesi, Irak'ın o zaman Safevilere tabi bulunduğu düşününce, tabii görülür. Kanuni Süleyman 941 de Bağdat'ı zaptettiği zaman, Fuzuli, Osmanlı hükümdarına, tarihini de ihtiva eden meşhur kasidesini takdim etti. Sadrazam İbrahim Paşaya, Kazasker Kadri Efendi'ye, Nişancı Celalzade'ye kasideler verdi; Orduda bulunan meşhur şair Hayali ile dostane münasebetlerde bulundu. Fuzuli divanında bunlardan başka birtakım Osmanlı ricaline, valilerine mesela Rüstem Paşa'ya, Mehmet Paşa'ya, Ayas Paşa'ya takdim edilen kasideler de vardır ki, bunlar, zavallı şairin, Safeviler devrinde olduğu gibi Osmanlılar zamanında da layık olduğu derecede takdir ve terfi edilmediğini gösteriyor. Nişancı Paşa'ya yazdığı meşhur mektup da bunu teyit eder. Hayatını daima maddi ihtiyaçlar, sıkıntılar içinde geçiren bu büyük şair 963'de Kerbela'da taundan öldü. Fazıl mahlaslı bir oğlu olduğu ve onun da şairlikle az çok şöhret kazandığı malumdur…
******