Erkeklere Mahsus

Yazar : Ali Sirmen
Yayın Tarihi : Mart, 1988
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 198
Ölçü : 13 x 19 cm
Yayınevi : Boyut Yayınevi

Uruguaylı yazar Edvardo Galeano diyor ki: "Gazetecilik, yararlı olmasının yanı sıra, insana belirli bir bakış açısı, gerçeği irdeleme ve duyumsamayı kazandırır. Her şeyden önce hakkı verilerek yapılmış bir gazetecilik, etkin bir edebiyat biçimidir. Ancak bu, yapılan her gazeteciliğin iyi edebiyat olduğu anlamına gelmez. Benim için iyi olanı, okunduğunda yaratıcılığı zincirlerinden boşaltan, imgelemi ve bilinci coşturan, kısacası etkin bir edebiyattır. Okunduğunda insanı yineleten, onu beslemeksizin, zenginleştirmeksizin biraz olsun değiştirmeyen de, ne denli iyi biçimde yazılırsa yazılsın, kötü edebiyattır." Gazeteciliğin nerede edebiyata karıştığı, edebiyatın nerede gazeteciliğe dönük olduğu tartışmalıdır; ama günlük yayınlar içinde kalıcılığın özünü yakalamış değerdekileri yadsımak doğru değil. Çünkü kalıcı olsun diye yazılmış nice yazının bu amaca ulaşamadığı, buna karşılık günü gününe soluk alıp vermek için yazılan nice yazının da gelecek kuşaklara değerler taşıdığı görülmüştür. Ama daha önemli bir şey var. Oktay Akbal "yazmak yaşamaktır" diyor. Bu özdeyiş, hayatla edebiyat arasındaki derin bağıntıyı vurguladığı gibi, bir yazarın yaşamının önemini de gündeme getirir. Bir yazar nasıl yazar olur? Kimisi öyle, kimisi böyle yetişir; mapusanelerin bir okul olduğu söylenir. Peki, ya üniversiteler, edebiyat fakülteleri, siyasal bilim enstitüleri? Onları nasıl hesaba katacağız? Ali Sirmen'in yazarlığı ve yaşamı işte bu yüzdendir ki karmaşık dünyamızda şimdiden ayrımsamakta güçlük çekeceğimiz bir önem taşıyor. İstanbul'dan Paris'e uzanan üniversite yaşantılarının, yazarlığa başladıktan sonra, mapushanelerde tutukluluğa dönüşmesi bir insanı nasıl etkileyebilir? Acaba bir yazarın üslubu, fikirleri, tümceleri, sözcükleri, noktaları ve virgülleri yaşadığı hayatın dışında biçimlenebilir mi?.. İlhan SELÇUK
******