Edebiyat-ı Cedide'ye Dair Ali Ekrem'den Rıza Tevfik'e Bir Mektup

Yazar : Doç. Dr. Abdullah Uçman
Yayın Tarihi : 1997
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Kitabevi
Bahsi Geçen : Ali Ekrem Bolayır, Rıza Tevfik Bölükbaşı

1993 yılının sonlarında Rıza Tevfik'in gelini Sayın Zerrin Bölükbaşı ile torunu Sayın Rıza Başikoğlu tarafından bana verilen Rıza Tevfik'in bir kısım evrakı arasından birçok mektup, belge ve müsveddeyle birlikte iple bağlı küçük bir de tomar çıkmıştı. Toz-toprak içinde ve kısmen çamurlanmış bulunan bu tomarı açtığım zaman Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem'in bazı mektuplarıyla karşılaştım. Bunlar, Rıza Tevfik'e hitaben yazılmış 20 Ağustos 1910 ve 25 Şubat 1914 tarihli birer sahifelik iki kısa mektupla, Tevfik Fikret'in ölümü üzerine kaleme aldığı "Tevfik Fikret'in Ruh-ı Cerihadarına" adlı şiiri ve bir de 25 Temmuz 1910 tarihli, dar ve uzun ebatlı kâğıtlara yazılmış tam otuz üç sahife uzunluğunda üçüncü bir mektup idi. Kısa mektuplardan sonra büyük bir merak içinde küçük bir kitap hacmindeki diğer mektubu okumaya başladığımda, zaman zaman kendimi büyük bir hayret duygusuna kaptırmaktan alıkoyamadım. Çünkü mektup sahibi burada bir yandan, o sırada henüz hayatta bulunan yakın arkadaşı Tevfik Fikret'i ağır bir dille eleştiriyor, diğer yandan da, şairliğini ve edebiyatçılığını bir yana bırakarak, Cenab Şahabeddin için ağzına geleni söylüyor ve ona adeta küfrediyordu. İlk okuduğumda beni çok şaşırtan bu mektuptan daha sonraki günlerde bazı hocalarımla mesai arkadaşlarıma da bahsederek, bunu hiç bir sansüre tabi tutmadan, olduğu gibi yayımlayıp yayımlamama konusundaki tereddütlerimi dile getirdim. Sonuçta çoğundan, ölümü üzerinden altmış yıla yakın bir zaman geçmiş bulunan Ali Ekrem'in, üstelik Türk edebiyatının belli bir dönemine ışık tutacak nitelikteki böyle bir mektubunun yayımlanmasında herhangi bir sakınca olamayacağı karşılığını alınca, gerekli notlar ve açıklamalarla mektubu yayıma hazırlamaya başladım. Okunduğunda da görüleceği gibi, mektup bütünüyle değilse bile büyük ölçüde, Ali Ekrem'in 1890'lardan başlayarak 1910 yılına kadar Türk edebiyatının adeta kendi çevresinde oluştuğu ve bu dönemde kendisinin büyük ölçüde belirleyici bir rolü bulunduğu görüşüne dayanmaktadır…
******