Dünyada ve Türkiye'de Spor Yönetimi

Yazar : Nedim Gürsel
Dil : Türkçe
Ölçü : 0 x 0 cm

Genelde Türkiye spor tarihi, özelde de spor yönetiminin' tarihi konusunda yazılanların büyük bölümü, belgelere değil, belleklere dayalıdır. Temel kaynakların bu özelliğini doğal karşılamaktan öteye, hem zorunluluk, hem de kısırdöngü olarak görmek gerekir. Doğaldır, çünkü "spor" olgusu, tarihimizin hiç bir döneminde, kamu belgeliklerinde yer almaya değer bulunmamıştır; zorunluluktur, çünkü belgenin tükendiği yerde bellek devreye girer; kısır döngüdür, çünkü belleklerin şaşmazlığına aşırı ölçüde güvenilmiş, belleğe dayanılarak yazılanların "belge" sayılması alışkanlık olmuştur. Tarih araştırmalarında, belgenin yerini tutmasa bile, anıların da kuşkusuz bir "kaynak" değeri vardır. Ama "spor" kadar, bellekler yanılmaz sayıldığı, daha önce yazıp söylenenlerin "kel1im-ı ilahi" gibi sorusuz-sorgusuz benimsendiği bir ikinci toplum kesimi de sanırım yoktur. Spor tarihimizi araştıranların belge yokluğunda belleğe duydukları bu aşırı güven, . Yazılanları, ister istemez, doğrular kadar, yanlışların da kaynağı durumuna getiriyor. Yanılgı, yanıltına ve yanlışlar konusunda küçük örnekler vereyim. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin kurucusu, yaklaşık çeyrek yüzyıl süreyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Türkiye Temsilcisi, İsveç Jimnastiği okulunun da Türkiye'deki ilk savunucusu olan Selim Sırrı Tarcan'ın, daha 1912 yılında, dünyaca üne kavuştuğu ve beden eğitimiyle spora yaptığı katkının cumhurbaşkanları, krallar düzeyinde bilindiği spor tarihçilerimizce benimsenir, tekrarlanır. Bu yargının kaynağı, İsveç Kralı V. Gustave'ın 1912 yılında Tarcan 'a gönderdiği takdirnamedir; böyle bir takdirnamenin varlığını, Tarcan'ın krala gönderdiği ve hem eski harfli, hem de Fransızca metnini "Terbiye ve Oyun" (sahibi kendisidir) dergisinde yayınladığı bir teşekkür mektubundan öğreniyoruz.
******