Dünden Bugüne

Yazar : Vedat Günyol
Yayın Tarihi : Nisan, 1995
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 282
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Cem Yayınevi

Bu sabah (tarihi önemli değil) evden çıkıp büklüm büklüm yollardan dolana dolana ana caddeye ayak atarken, yerde, ezilmiş, kan revan içinde bit kara kedi yavrusunun ölüsüyle karşılaştım. Zavallıcık, daha bir iki aylık yaşam serüveninin sınırında yok olup gitmişti canlılar dünyasından. Düşündüm: Biz insanlar da aynı yolun yolcusuyduk. Yalnız arada bir ayrım vardı: Biz bilinçli, onlar bilinçsizdi (acaba?). Kedicik, yaşamla yaşam-ötesinin, yani ölümün, yok olup gitmenin bilincinde, ayrımında değildi (biz öyle bilelim). Yaşamla ölüm aynı çizgide buluşuyor onda, tüm hayvanlarda ve bitkilerde olduğu gibi. Peki diyorum kendi kendime: Kedi ölüsü yerine insan ölüsü çıksaydı karşıma, ne yapar, ne olurdum dersiniz? Burkulur, hayıflanır, acınır, belki de bir özdeşleşme saplantısına girer, kendimle ölü arasında bir ilişkisizlik kurar, ona benzememeye can atıp, Dağlarca'nın dediği üzere "başkası ölür ama ben ölmem" deyip kendime bir avunma yolu arardım. Ama ayıp ederdim kuşkusuz. O gün bugün ölüm-dirim üstüne düşünüyorum da, yokluk denen ölüm kaçınılmaz bir şey olarak çıkıyor karşıma. Hurisi, gılmanı ile bir cennet masalına aklım yatmıyor, yatmaz oluyor, ben domuz, ben imansız, ben hınzır, ben zındık, ben agnostik herife. Öbür dünya masalına inanmadan yaşanır mı? Böylesi bir masala inanmadan yaşamak pir kahramanlık işidir, bunu bilesiniz. Ama bu dünya, kahramanlık olmadan yaşanamaz bir dünyadır, aklı işleyen, yüreği hoplamadan edemeyen insanlar, o bir avuç insan için. İsa'nın, Musa'nın Muhammed'in Tanrısı, öbür dünya üstüne romantik birtakım özlem dolu, akıl almaz mutluluk vaatleriyle insanları avutma yolunda yüzyıllarca etkili olmuş, hala da olmaktadır. İşte böylece, ta yüzyıllar ötesinden kulaktan kulağa, ağızdan ağıza, söylene aktarıla, nakledile edile, donmuş, dondurulmuş bilgiler, masallar geçerliliğini sürdürüyor, aklın terazisine vurulmadan, vurulamadan...
******Vedat Günyol