Diyorlar ki

Yazar : Ruşen Eşref Ünaydın
Yayın Tarihi : Aralık, 1985
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 350
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Kitür ve Turizm Bakanlığı
Bahsi Geçen : Ahmet Haşim , Hamdullah Suphi Tanrıöver, M. Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Rıza Tevfik Bölükbaşı

"Diyorlar ki..."nin yazarı Ruşen Eşref Ünaydın 1892 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, uzun yıllar Gülhane Hastahanesi'nde hocalık yapmış, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında askeri hastahaneler başhekimliklerinde bulunmuş olan Eşref Ruşen Bey'dir. Ruşen Eşref ilk, orta ve lise öğrenimini Galatasaray'da yaptı. 1911 de liseyi bitirdikten sonra Darülfünun Edebiyat Fakültesi edebiyat bölümüne girdi. 1914 yılında buradan mezun oldu. Aynı yıl öğretmenliğe başladı. Sırasıyla Galatasaray Lisesi'nde, Askeri Baytar Mekteb-i Ali'sinde, İstanbul İlköğretmen Okulu'nda Türkçe ve Fransızca dersleri okuttu. Galatasaray'da öğrendiği Fransızcayı Darülfünun'daki öğrenim yıllarında daha da ilerletmiş, böylelikle Fransız edebiyatını öz ve ana kaynaklarından okumak suretiyle yakından tanımak imkânını bulmuştu. Öğretmenliğe başladığı günlerde, Fransız edebiyatından yaptığı bazı tercümelerle, basın hayatına da atılmış oldu. Biraz sonra - deneme, emekleme, çeşidinden - başka yazı örnekleri de ortaya koymaya başladı. Yazı hayatındaki bu çalışmaları birkaç yıl sürdü. Ancak, gazete ve mecmuaların kapısından ilk girdiği günün üzerinden epeyce bir vakit geçtiği halde edebiyat dünyasında kendisine tatmin edici bir şöhret sağlayamamıştı. Oysa genç Ruşen Eşref mutlaka zarını yırtmak, bir şeyler yaparak kendini tanıtmak azmindeydi. Düşündü, taşındı. Nihayet epeyce bir zamandır kafasında tasarlamakta olduğu, hatta bir kısmını gerçekleştirmiş bulunduğu bir, konuyu düşünce halinden iş haline getirmeye karar verdi. Bu, o yıllara kadar sadece Türk edebiyatında değil, belki bütün Türk basınında benzerine pek rastlanmamış hatta akıl bile edilmemiş bir şeydi: Türk edebiyatında isim yapmış belli başlı şair, edip ve mütefekkirleri birer birer ziyaret edecek, edebiyatımızın dünü, bugünü ve yarını hakkında onların duygu, düşünce ve görüşlerini kendi ağızlarından dinleyip tespit edecek; sonra bunları derleyip toplayarak, bu konuşmalara 'bir çekidüzen' vererek Türk okuyucularına sunacaktı... Gerçi bu iş - aslında - edebi bir dedikodudan ileri varmayacaktı; varmayacaktı ama neticede, hareketli ve heyecanlı olduğu kadar, faydalı bir şey de olacaktı...
******

Oktay Aras Kitaplığındaki Ahmet Haşim , Hamdullah Suphi Tanrıöver, M. Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Ruşen Eşref Ünaydın Kitapları (166)