Direnenler Barışın Savunmasıdır

Yazar : Mahmut Dikerdem
Yayın Tarihi : 1990
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 208
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Cem Yayınevi

12 Eylül 1980 gününden başlayarak Türkiye'de Cumhuriyet tarihinin en karanlık, en acılı dönemi yaşandı. Siyasal ve hukuksal uzantıları hala sürmekte olan bu dönemde yüzbinlerce kişi tutuklandı, kısa ya da uzun sürelerle yargı önüne çıkarılmadan cezaevlerinde tutuldu. Onbinlerce insanımız ağır işkencelerden geçirilerek ölüme, ömür boyu sakatlığa terk edildi. Sıkıyönetim mahkemeleri sayısını tam bilmediğim idam kararı verdiler, bunlardan 26'sı infaz edildi. Şu, anda TBMM'de 200 kesinleşmiş idam kararı da onay beklemektedir. Aslında bu toplumsal kasırganın ilk işaretleri 70'li yılların başında kendini göstermişti. Milliyetçi Cephe denilen koalisyon hükümetlerinin koruması altındaki faşist güçler ülkede paramiliter örgütler, vurucu timler kurarak ilerici, sol kesimin tasfiyesi hazırlıklarına başlamışlardı. Nitekim 12 Mart 1971'de faşist darbenin ilk provası ordu yüksek komutasının girişimiyle yapılmış, ancak Türkiye'deki güçler dengesi ile dış koşullar katıksız bir faşist diktatoryayı topluma dayatacak denli olgunlaşmadığından, 1961 Anayasası'nın demokratik kurallarla bağdaşmayacak biçimde budanmasıyla yetinilmişti. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi yarım kalmış bir dikta girişimini tamamlayan ve güdümlü bir toplum modelini devlet terörüne başvurarak uygulamayı hedefleyen bir harekettir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez devlet, toplumun bir bölümünü düşman ilan ederek varlığına gerekçe aramış, dış dünyaya karşı da bu yoldan meşru görünmeye çalışmıştır. 12 Eylül'de yönetime bütünüyle el koyan generaller yasama ve yürütme erkini kendisinde toplayan mutlak ve denetimsiz otoritelerini yargı alanında da duyurmaktan geri kalmamışlardır. Askeri Cunta lideri meydanlarda ve televizyonda yaptığı konuşmalarda yargı önündeki davaların seyrini etkilemek için ağır baskı yapmıştır. Zaten dikta rejimlerinde, ister askeri ister sivil görünümlü olsun, mahkemelerin bağımsızlığından söz etmenin anlamı yoktur. Yargıç kendisini o göreve getiren siyasal gücün iradesini temsil eder. ·Mahkemeler hukuk kurallarını, ceza yasasını zorlayarak mutlaka mahkûmiyet kararı vermek için kurulur ve savaş hali yetkileriyle donatılır.
******