Dionisos ve Anadolu Köylüsü

Yazar : Metin And
Yayın Tarihi : 1962
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 77
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Elif Yayınları

Atatürk'ten beri bilinçli bir Anadolu sevgisi uyandı. Yalnız toprağına, köylüsüne değil, onun fışkırttığı uygarlıklarına da duyulan, henüz ürkek, çekinik, fakat soylu, anlamlı bir sevgi, aydınından gelen bir kucaklaşma isteği. Oysa Anadolu köylüsü hanidir, aynı göğü, aynı görüsü, kuşları, yemişleri, ekinleriyle yalnız toprağıyla değil onun bu uygarlıklarıyla da sıkı fıkı olmuş. Evi, tarlası onların tapınaklarının, oyun yerlerinin, birleşme evlerinin dizi dibinde, boy boy, kırık, sağlam, çeşitli yüzlü tanrılarıyla yadırgamaksızın senli benli, onlardan kendisine kalmış taş tekneye öteberisini, koyuyor, sunak taşını malı gibi kullanıyor. Ancak bu taştan, durağan, cansız uygarlığın yanı sıra Anadolu köylüsünün ardılı olduğu uygarlıklarla daha canlı bir alışverişi var, onların inançlarını da benimsemiş, doğanın, yaşamın tükenmezliğini kışkırtıp sağlayacak davranışlarını da sürdürüyor. Türkler Anadolu'ya ilk geldiklerinde orada kendi sayılarının en az on katı daha kalabalık halka karıştı, kendi getirdiklerini onlarda bulduklarına kattı, kaynaştı, sonra da bunu sonuna kadar korumasını, bildi. Uygarlıkların sürekliliği damarlardaki kanda değil fakat davranışlarda beliriyor. Kuşaktan kuşağa yaşam ve ölüm karşısında aynı davranışlar, aynı törenler el değiştiriyor. Bu davranışlar başlar üzerinden aşan bir meşale gibi el değiştirmiyor, halkın ruhuna siniyor, oraya yuvalanıyor. Nasıl pagan sözü köylülere pagani denilmesinden çıkmışsa, Anadolu köylüsünün davranışları da bu dil türetmesini doğrular yolda beliriyor. Köylü davranışlarında iki güç buluyoruz. İlericilik gücü olup aykırı inan ile gerici, eskiyi tutucu halk inançları. Biri elindekinden kolayca vazgeçebilen, öteki elindekine sımsıkı sarılıp, tuttuğunu bırakmayan, birbirine ters yönde direnen iki güç. Bu akıcıyla, durağan, köyü, köylüyü tanımak isteyen her incelemecinin karşısına dikiliyor. Başına, geyik boynuzları takan, hayvan postuna bürünüp dans eden köylünün 'bu davranışında köyünün halkını inanç ve törelerinde kutsal bir birleştiricilik buluyoruz. Hatta davranışların gerekçeleri, amaçları köylünün belleğinden uçsa, biçim değiştirse de onlara körü körüne bağlılığı sarsılmıyor. Bu onun eskiyi tutuculuğu.
******