Dil Davası

Yazar : İsmail Habib Sevük
Yayın Tarihi : 1949
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 125
Ölçü : 14,5 x 20,5 cm
Yayınevi : İnkılap Yayınevi

Sırasıyla, "Canlı Türkçe ve ölü nesin', "Türkçenin istiklal savaşı", "Türk nazmının zaferi' başlıklarını taşıyan ilk üç yazı asırlardan beri büyük ve güzel dilimizin kendini bulma ve kendi kaderini yoğurma cephesini anlatıyor. O yapıtların objektif bir şekilde ortaya koyduğu hakikat dilde asıl inkılabın bizzat dil tarafından yapıldığıdır. Ferdi veya anonim sayısız emeklerin bir araya gelişiyle Türkçe bu mazhariyete erdi. Dilin bu heybetli tekevvülü karşısında hiç kimse dilde inkılapçılık davası yapamaz. Her şeyden önce bu "İnkılapçılık istismarı"nı ortadan kaldırmamız gerek. Dilde inkılapçılığı ne kadar ters anladığımıza canlı bir misal: Hakkâri Milli Eğitim Müdürü Zeki Teoman imzasıyla 26 Şubat 1949 tarihli dört sahifelik bir mektup aldım. Adana mıntıkası Maarif Eminliğim zamanında talebe olduğu anlaşılan bu genç maarifçimiz, bizim 19 yazıdan yalnız 2 tanesini görmüş, 10 uncu ve 11 inci yazılar. Mektubuna şu satırlarla başlıyor: "Cumhuriyet"de "Tasfiyecilerin Türkçeye cephe alışları" ve "Prensip yok, tenakuz çok" başlıklı iki yazınızı okudum. Dili kendi açınızdan inceliyorsunuz. Güzel; bir yazış özelliği; anlatışlı bir deyim, benzetmelerden doğan bir tatlılıkla yazılarınızı okuyanlar, etkiniz altında kalır. Yıllardan beri belki öğretmenimizin öğretmeni olarak bize öğrenimler verdiniz. Adana'da bulunduğunuz sırada söylevlerinizi dinledim. Eskiye göre yeni olan, günlüklerdeki yazılarınızı, betiklerinizi okudum. Türkçülüğü önce sizden öğrendim. Sonra asıllarına geçtim. Bu bakımdan size saygım vardır. Bu saygım ileridir. Yalnız son günlerde "İstanbul Öğretmenler Birliği"nin dil toplantısında konuşan bir kaç büyüğün yolunu beğenmiş gibi göründüğünüzden üzülerek bu betiyi yazdım. Siz beni tanımazsınız, ama herkes gibi ben sizi tanırım...'
******