Defterimde 40 Suret

Yazar : Beşir Ayvazoğlu
İsbn : 9754371938
Yayın Tarihi : Kasım, 1996
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 224
Ölçü : 12 x 19,5 cm
Yayınevi : Ötüken Neşriyat
Bahsi Geçen : Turgut Cansever

Eskiler, insan için alem-i sugra, yani küçük âlem derlermiş, ne kadar doğru. Bana sorarsanız, her insan ayrı bir âleme açılan bir kapı; o kapıdan içeri girdikten sonra labirentlerinde kaybolmak işten bile değil; Freud'ların mroydların başlarına gelen nedir? Sıradan zannettiğimiz insanların bile uçsuz bucaksız iç dünyaları varsa, bilim, sanat ve hareket adamlarının dünyaları ne kadar büyüktür, varın siz hesap edin. Doğru söylüyorum, onları derinliğine anlamaya çalışmak, galaksiler arası yolculuğa çıkmak gibi bir şey olmalı. Ben mi? Ben sadece kapıları korka korka aralayıp hoşça baktım, gözlerim kamaştı. 1994'ün ortalarıydı; o günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı için hazırladığım Şeyh Galib Günleri projesiyle meşguldüm. Büyük şairin Divanı ve Hüsn ü Aşk'ı elimden, ünlü beyti de dilimden düşmüyordu: Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen Yıl sonuna doğru çıkarılması planlanan Aksiyon dergisine yazar olarak katkıda bulunma teklifini tam o günlerde aldım ve prensip olarak kabul ettim. Ama ne tür yazılar yazacağıma karar veremiyordum; birgün yine Şeyh Galib'in beytini kendi kendime mırıldanırken birden aklıma tanıdığım insanları yazmak geldi; yıllardır gazeteci ve yazar olarak ortalıkta dolaşıyordum ve çok sayıda değerli insan tanımıştım; okuyucularım için onlara daha yakından bakabilir, kurduğum dostlukları o insanları tanıma şansı bulamayanlarla paylaşabilirdim. Bunlar halen hayattaki insanlar olmalıydı ve genç yaşlı ayrımı yapmadan yazmalıydım. İnsanların değerlerini sadece onları kaybettikten sonra sayıp dökmek ne kötü bir alışkanlık! Peki, kiminle başlayacaktım? Düşündüm, uzun zamandır tanıdığım ve o günlerde Şeyh Galib Günleri projesi dolayısıyla sık sık görüştüğüm ressam Erol Akyavaş iyi bir başlangıç olabilirdi; oturdum, yazdım...
******