Coğrafyadan Vatana

Yazar : Remzi Oğuz Arık
Yayın Tarihi : Nisan, 1983
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 236
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Kültür ve Turizm Bakanlığı

Ölüm, vatan uğrunda ise şehadet olur; şeklinin bir ehemmiyeti yoktur. Eminim ki henüz daha on altı yaşında iken cılız çocuk vücuduna rağmen boyundan uzun tüfeği ve kendisinden ağır teçhizatıyla gönüllü olarak vatan hudutlarına koşarken hangi ruh haleti içinde idiyse bu defa Adana'dan ayrılırken de aynı hisleri yaşıyordu. Gerçi memleket şimdi tehlikede değildi. Fakat o, vatani vazifeler arasında bir ayrılık gözetmezdi ki. Vatan sınırlarını korumakla vatan toprağında hürriyeti korumak arasında bir fark bulmuyordu. Her ikisi de aynı derecede mukaddes birer vatanı vazife idi. Vatan onun büyük ve ebedi aşkıydı. Bu uğurda katlanmayacağı cefa, yapmayacağı fedakârlık yoktu. Bütün varlığıyla vatanın emrinde, vatan onun benliğinde idi. Memleketin menfaatine uygun düşmeyeceğini zannettiği her hareket, küçük bir yolsuzluk onu günlerce rahatsız edebiliyordu. Onun için hayatı tam bir huzursuzluk, uykusuzluk ve hastalık içinde geçiyordu. Bu münasebetle insanları tanımakta oldukça maharet gösteren bir fikir adamımız onu devri n büyüklerinden birisine tanıtırken "o marazi derecede vatanperver" demişti. Tam olmasa bile pek de yanlış olmayan bu teşhis, uzun müddet Remzi'nin dilinden düşmemişti. Çünkü o. vatanseverlikte bir hudut olabileceğini bir türlü kabul edemiyordu. Onun milliyetçiliği de vatanseverliğinin bir icabı idi. Zaten hakiki vatanseverlikle milliyetçilik arasında bir fark yoktu, Bunlar iç, dış; şekil ve muhteva münasebeti gibi birbirine bağlıydı. Vatan, hakiki hüviyetini üstünde yaşayan insanlardan ve onların meydana getirdiği eserlerden almak suretiyle lalettayin bir toprak parçası olmaktan kurtuluyordu. Bu bakımdan vatanı, mensuplarının kurmuş olduğu nizamdan, tesis etmiş olduğu kıymetler sisteminden, toprağa kök salar gibi yapmış olduğu abidelerden, diğer sanat eserlerinden hulasa meydana getirdiği kültürden, bu uğurda döktüğü kanlardan ve giriştiği mücadelenin bir hikâyesi olan tarihinden ayırmaya imkân var mıydı? Bunlar olmadan bir vatan düşünülebilir miydi? Onun için bir vatana bağlanmayan milliyetçilik, nasıl bir hayalden başka 'bir şey olamıyorsa milleti ve onu ayakta tutan kıymetleri içine alamayan bir vatanseverlik de öylece mücerret kalmaya...
******