Çelik Gülersoy Vakfı İstanbul Kitaplığı , İstanbul, Türkiye

Gülhane parkının solundan yokuş yukarı çıkmaya başladığınızda sol tarafta beyaz boyalı ahşap evler sizi karşılamaktadır. Soğuk çeşme sokağı Ayasofya ve Topkapı sarayı arasında uzanan Osmanlı sivil mimarisi örnek alınarak yapılmış ahşap evlerin yer aldığı sokaktır. Sokak ismini III. Selim dönemine ait 1800 tarihli mermer bir çeşmeden almıştır. Tarihe tanıklık etmiş bu evlerin içleri bir zamanlar içler acısı durumundayken 1980'li yıllarda İstanbul'un birçok tarihi yapılarının onarılıp yaşama kavuşturulmasında imzası bulunan Türkiye Turing Otomobil Kurumu tarafından restore edilerek Ayasofya Pansiyonları olarak hizmet vermektedir. Bu ahşap evlerden biri Çelik Gülersoy tarafından İstanbul Kitaplığı olarak hizmet vermektedir. İki katlı binanın zemin katında dergiler, kitaplar bulunmaktadır. Üst katında ise nadide eserlerin yer almaktadır. Eski Osmanlı sokaklarının dar, insancıl ve de sevimli havasını solumak isteyenler için korunmuş bir mekân olan Soğukçeşme'den geçenlerin pek çoğu o sokakta yer alan İstanbul Kütüphanesi'nden bihaberdir. Ayasofya'nın kuzeyiyle, Topkapı Sarayı'nın dış duvarları arasında kalan İstanbul Kütüphanesi, adından da anlaşılacağı gibi İstanbul üzerine yazılmış kitapların birarada bulunduğunu özel bir mekân. Kütüphanenin mimarı ise bir İstanbul aşığı olan Çelik Gülersoy. Malum İstanbul'un her bir köşesine mutlaka bir şekilde parmağı olan Gülersoy'un geriye dönüp bakınca belki de en çok takdir edilmesi gereken çalışması İstanbul Kütüphanesi'ydi. Onun için böyle bir şehrin mutlaka bir özel kitaplığı olmalıydı. Çelik Gülersoy, "Dünya tarihi İstanbul tarihi bilmeden yazılmaz" derdi. Zaten Çelik Gülersoy'un İstanbul Kitaplığı'nı kurmaktaki amacı da buydu. "İsterim ki" derdi, "bu kütüphane de bu bilinci kazanacak kuşakların yetişmesinde bir nebze yararlı olsun". Çünkü biliyordu ki "ben İstanbulluyum" demekle İstanbullu olunmuyordu. 1986'da Sultanahmet Soğukçeşme Sokak'taki harap ahşap evlerin restore edilmesi sırasında sokağın en büyük binasının bir İstanbul Kitaplığı yapılması fikri ile yola koyuldu. Sağlığında "Hayatımın en büyük mal varlığı" dediği kütüphanesine 15 yaşından beri topladığı eserlerin tümünü bağışladı. 50 yıl boyunca dünyanın her köşesinden topladığı bu nadir koleksiyonda İstanbul'a ait ne varsa sahip olmuştu. Kütüphane 1990 yılında açıldığında 7 bin kitabı vardı, bu sayı daha sonraları 10 bini geçti. Tabii 10 bin kitap sayıca çok önemli olmayabilir ama kitapların nitelikleri ve ne derece nadir bulundukları düşünülürse İstanbul Kütüphanesi emsalsiz, özel bir mekân. NADİR ESERLER Kütüphanede yer alan eserler arasında İsveç'in 1700'li yıllar sonunda İstanbul'daki elçisinin yazdığı Osmanlı İmparatorluğu'nun Genel Tablosu adını taşıyan üç ciltlik, Fransızca Osmanlı tarihi eseri ve Fransız elçisinin 1550'de yazdığı üç büyük ciltten oluşan ve gravürleri ile dikkat çeken İstanbul'un askeri kalelerinin anlatıldığı eser var, ama adı sayılmayacak kadar çok ve dünyada bir kaç tane nüshası olan nadir eserleri de unutmamalı. Kütüphanede İstanbul ile ilgili çıkan yeni yayınlar da düzenli olarak takip ediliyor. Kitaplıkta, kitapların dışında bir de görsel malzeme arşivi var. Gravür ve fotoğraflardan oluşan bu arşivin en eski örnekleri 1700'lü yıllara kadar uzanıyor. Gün yüzüne çıkmamış, semtlere göre tasnif edilmiş binlerce fotoğraf adeta İstanbul'u anlatıyor.

Adres : Soğukçeşme Sk., Sultanahmet, Fatih, İstanbul, Türkiye