Büyükbabam Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa

Yazar : Şefik Okday
Yayın Tarihi : 1986
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 148
Ölçü : 20 x 27,5 cm
Yayınevi : Bateş

93 harbi diye anılan Türk-Rus savaşından başlayarak Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasına kadar geçen yarım yüzyıllık zaman içinde, büyükbabam Ahmet Tevfik Paşa Osmanlı Devletinin en önemli mevkilerinde bulunmuş, dürüstlüğü ve politik tecrübesi nedeniyle "zor günlerin adamı" olarak en ümitsiz durumlarda dört kez Sadrazamlığa getirilmişti. Altıyız yıllık Osmanlı devleti, ortadan kalkıp yerini yepyeni bir Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine bırakırken, "Son Osmanlı Sadrazamı" olarak da tarihe geçmiştir. Kendisi hatıralarını Ali Fuad ve Mahmud Kemal Beylere anlatmıştı. Bunların yazdıkları kitaplardan ve İsmail Hami Danişmend'in, Tevfik Paşa'nın dosyasından faydalanarak yazdığı "31 Mart Vak'ası" ismindeki kitaptan, çeşitli gazete ve dergilerde çıkan yazılardan, babam Ali Nuri'nin bana aktardığı anılardan ve kendi bildiklerimden faydalanarak, büyük bir vatansever olan büyükbabam Ahmet Tevfik Paşa'nın kişiliğini, bu kitabın birinci bölümünde, bugünkü kuşaklara tanıtmaya çalıştım. Bu vesile ile yakın geçmişimizin bilinmeyen veya unutulmuş olan bazı sayfaları da aralanmış oldu. Kitabın ikinci bölümünde '''Park Oteli Öyküsü" nü yazdım. Önceleri Osmanlı Hariciye Nazırlarının ikametgâhı, sonraları Tevfik Paşa'nın konağı olan bu yer, konağın esas kısmı yandıktan yıllar sonra babam Ali Nuri tarafından otele dönüştürülmüştü. Bugün artık kapanmış bulunan "Park Oteli", başta Atatürk, İngiliz kralı VIII. Edward olmak üzere pek çok ünlüyü misafir etmişti. Başlı başına bir tarih olan "Park Otelin Öyküsü" nü şimdiye kadar yayınlanmamış birçok resimle birlikte, dile getirmeye çalıştım. Kitabın üçüncü bölümü ise Tevfik Paşa ailesinin kroniğini kapsamaktadır. Hepsi asker ve hariciyeci olan ailemiz fertlerinin Osmanlı Devletinin çöküşünden sonraki bocalamaları, yeni hayat şartlarına ayak uydurabilmekte karşılaştıkları zorluklar, o zamana kadar yapılması bir Osmanlı genci için ayıp sayılan işleri üstlenmeleri karşısında çevrenin buna karşı tepkisi gibi konulara değindim ve ancak 1940'dan sonra doğan, Tevfik Paşa'dan sonraki ailemizin üçüncü kuşağının, Atatürk'ün çizdiği yoldaki rayına tam olarak oturabilmiş olduğunu belirtmeye...
******