Başlangıçtan Günümüze Türkiye'de Basın Sansürü

Yazar : Alpay Kabacalı
Yayın Tarihi : Temmuz, 1990
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 314
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Gazeteciler Cemiyeti Yayını

Sansür, dogmatizmle, dinsel yetkenin (otoritenin) düşünce yasakçılığıyla başlıyor. Dolayısıyla tarihi ilkçağlara kadar gidiyor. Aklın tutuklandığı ortaçağda doruğuna ulaşan sansür, bu kitapta bizi ilgilendiren anlam ve uygulamaları yönünden 15. yüzyılın ürünü. Tarihe geçmiş önemli belge ve olaylardan başlıcaları şunlar: Mainz Prensliği Piskoposu Barthold V. Hanneberg'in kendi dinsel bölgesinde yürürlüğe koyduğu 4 Ocak 1486 tarihli Sansür Tüzüğü, 1487'de Papa VIII. Innocentuius'un hazırlattığı ilk kapsamlı tüzük, 1515'te Papa X. Leone'nin bu tüzüğe işkenceyle idam cezasını ekleyişi... Rönesans çağında, Dinde Reform Hareketine karşı koymak isteyen Papalar, kilisenin yasakladığı kitapları kapsayan Index'ler çıkarmaya başladılar. Matbaa yaygınlaştı, yayımlanan kitap sayısı arttı, Index'lere yeni sayfalar eklendi... Zamanla dinsel yetkenin yerini siyasal yetke aldı. Siyasal yetkenin yasakçılığını belgeleyen çok sayıda örnek verilebilir. Fransa Kralı XV. Louis'nin 1728 tarihli fermanı, siyasal yetkenin dinsel yetkeyi de yanına aldığını ortaya koyuyor: "Madde 2- Hangi konuda olursa olsun, yayın suçu işlediğine inanılan bütün yayıncılar, varolan ya da olabilecek dinsel tartışmalara ilişkin yazı ve eserler ve bunlar arasında özellikle krallığımızın yayımladığı bildirilere, kutsal babamız Papa'ya, piskoposlara ve bizim otoritemize karşı çıkanlar, önce direğe bağlanarak teşhir edilecekler ve hiçbir gerekçeyle bu ceza hafifletilmeden, gerekirse daha ağır bir cezaya çarptırılacaklardır." "Madde 4- Yukarıdaki maddelerde belirtilen yazı ve eserlerin basılmasını sağladığına inanılanların 'barışı bozan kimseler' olarak mahkûm edilmesi ve suçun tekrarı halinde krallığımızdan yaşam boyu sürülmeleri, irademizdir. " Her iki yetkeye de karşı çıkan, düşünce özgürlüğünün, düşündüğünü söyleyip yazabilme özgürlüğünün savaşımına girişen aydınlar, düşünürler çok çetin yollardan, 'kan deryalarından' geçtiler. İnsanların düşünceleri yaymasının, her sorunu tartışmasının kötü değil, iyi bir şey olduğuna inandırabilmeleri için yüzyılların geçmesi gerekti...
******