Avrupa Okumaları

Yazar : Cengiz Aktar
İsbn : 9758859005
Yayın Tarihi : Kasım, 2003
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 239
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Pusula Yayıncılık

Bu kitap Kasım 1999'dan bu yana Avrupa Birliği (AB) ağırlıklı yazı ve etkinliklerimin derlendiği üçüncü çalışma. Aralık 1999 tarihinde yapılan, Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylığının teslim edildiği Helsinki Zirvesi'nden beri hedefim her kamusal alanı ve her kitle iletişim olanağını kullanarak Avrupa Birliği üyeliğinin bu ülkenin yurttaşlarına yararlı bir şey olacağını, bunun herkesin bu işi sahiplenmesiyle olabileceğini anlatmak, Avrupa Birliği adaylığı konusunda birikim ve deneyimlerimi paylaşmak ve dikkatleri mümkün mertebe Avrupa Birliği üzerinde toplamaktı. Yirmi yılı aşkın bir zaman önce Türkiye'nin Batılılaştırılmasından, özellikle süreçteki edilginliği öne çıkararak söz ederken bugün Avrupa Birliği üyeliği konusunda bu denli ön saflarda olmak çelişik değil miydi? Batılılaşmanın, Batılılaşan için ne derin bir travma, o dünya görüşü için ne beter bir hezimet olduğu, ama öte yandan, sürecin yapaylığı ve seçkinlerin toplum alerjilerinden ötürü Batılılaşmanın topluma yeterince değmediği gözlemini yapmıştık (Türkiye'nin Batılılaştırılması, Ayrıntı Yayınları, 1993). Batılılaşmanın, özünde eskiye ve yeniye yönelik, birbirine koşut iki normalleştirme sürecinde vücut bulduğunu yazmıştık: Bir yandan geleneksel farklılıkların gayri meşru kılınarak eşitlenmeleri, diğer bir deyişle her yerde olduğu gibi modernliğin inşası için gereken evrenseli normalleştirme... Ama öte yandan modernliğin banileri olan seçkinlerin, modernliği toplumsal dinamikten ziyade etkin bir toplumsal denetim aracı olarak görmeleri sonucunda ortaya çıkan tekdüzeleştirme... Türkiye'nin kimlik sorunsalının, özgüven eksikliğinin ya da toplumsal şizofreninin verileri. Türkiye'nin Batılılaştırılması soru işaretleriyle bitiyordu. Batılılaşmanın ve modernliğin geriye dönüşü olmayan bir continum olduğunu elbette görüyorduk. Bu süreci zorla geriye döndürmeye çalışan girişimlerin, sürecin yarattığından daha derin travmaları beraberinde getirdiğini örnekleriyle izliyorduk. Ama yerle bir edilmiş dini, ihtiyacı olduğunu nasıl ve ne zaman fark edeceğiydi. Avrupa Birliği pratikleri işte bu senteze zemin oluşturmak için önemliler...
******