Ateş Gecesi

Yazar : Reşat Nuri Güntekin
Yayın Tarihi : 1958
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 272
Ölçü : 14,5 x 21 cm
Yayınevi : İnkılâp Kitabevi

Aydın'dan Milas'a inen posta arabasında beş kişi idiler: Durmadan tütün içen ve dizleri arasına sıkıştırdıkları bir kahve tepsisi üstünde kâğıt oynayan iki incir komisyoncusu; yüzü çiçek bozuğundan delik deşik avcı caketli bir adam; bir reji kâtibi; kâh uyuklayan, kâh boyalı sakalını titreterek mırıl mırıl Tevrat okuyan bir ihtiyar jandanna... Yolculardan bir de altıncısı vardı amma yüzünü görene aşkolsun! Bu, on yedi, on sekiz yaşlarında içi içine sığmayan acayip bir çocuktu. Elindeki uzun değnekle yol kenarındaki otları kamçılayarak yürüyor, yokuşları tırmanmaktan, araba ezkaza bir parça hızlanacak olursa koşmaktan usanmıyordu. Pek yorulduğu zaman da arabacının yanına sıçrayarak dizginleri eline alıyor, bağıra çağıra beygirleri sürüyordu. Hayvan seslerini taklitte son derece mahareti vardı. Civardaki tarla veya çiftliklerde meleyen kuzulara, böğüren ineklere, anıran eşeklere kendi seslerinden ayırt edilmez seslerle cevap veriyor, yol arkadaşlarını gülmekten kırıp geçiriyordu. Bir aralık Muğla'ya giden bir deve kafilesine musallat olmuş, iki çil kuruşa mukabil on dakika develerden birine binmeden yüreği rahat etmemişti. Bu çocuk, bir gün evvel Çine'de geçirdiği büyükçe bir tehlikeden uslanmışa benzemiyordu. Çay, iki gün evveline kadar devam eden bahar yağmur1arından taşmış, ufak tahta köprüleri söküp götürmüştü. Araba, yarı yarıya su içinde, kuvvetli mandaların yedeğinde karşı kıyıya geçebiliyordu. Fakat yolcular için kundura ve çorapları çıkararak, paçaları sıvayarak atlara binmekten başka çare yoktu. Çocuk, bu macerayı İskender ve Dara seferlerine benzetiyor, büyüklerin suratlarını bir karış sarkıtmalarına mukabil o, bilakis, keyifleniyordu. Fakat çayın en azgın bir noktasında yeni bir oyun yapayım derken kendini sulara kaptırmış, atı ile beraber sürüklenmeğe başlamıştı. Bereket versin akıntının kırk, elli metre aşağısında kırık bir köprünün tahtalarını toplamağa uğraşan birkaç çıplak köylü vardı…
******