Atatürk - Mac Arthur Görüşmesinin İçyüzü Bir Soğuk Savaş Yalanı

Yazar : Cüneyt Akalın
İsbn : 9753434782
Yayın Tarihi : Aralık, 2006
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 77
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Kaynak Yayınları

Araştırmacı yazar ve öğretim üyesi Dr. Akalın bu yapıtında, birinci paylaşım savaşı sonrası ABD'nin emperyal güç olarak politik ve askeri stratejilerini oluşturması gereğine inanan büyük ve etkili askeri liderlerden General Douglas Mac Arthur'u ve onun Türkiye'yi ziyaretinde 27 Eylül ı 932 günü Atatürk tarafından kabulünde aralarında geçtiği savlanan, 18 yıl sonra bir Batı Alman dergisinde yayımlanan görüşmeyi inceliyor. Önemli bir konuya aklın ve tarih biliminin ışığını tutuyor, tarihi aydınlatıyor. Kafkasya adlı derginin, biri asker, diğeri siyaset adamı ve asker iki liderin geleceğe dönük tahminlerinde ayrıntıları kapsayan görüşlerinin, özellikle büyük Atatürk'e atfedilen ifadelerin, belgesel olarak kanıtlanmadıkça, büyük ve maksatlı bir soğuk savaş yalanı olduğu nesnel bir bakışla ortaya çıkartılıyor. Elbette 1932-1951 arası olaylarını, soğuk savaşın çıkışını ve dünyanın bloklaşmasını fiilen yaşadıktan sonra ve yaşarken, ABD'nin soğuk savaşta propaganda sistemlerini yoğunlaştırdığı Batı Almanya'da, ağırlıklı olarak Kafkas göçmenlerince çıkarılan ve Sovyetler Birliği karşıtı bir derginin böyle bir konuşma metnini, i 8 yıl sonra gündeme getirmesi doğal karşılanmalıdır. Hele Kore sıcak çatışmasının başlamasıyla Doğu-Batı ayrışmasının ve de soğuk savaşın doruklara çıktığı bir ortamda Türkiye halkının ve Türk asker-sivil aydınlarının kalbinde müstesna bir yeri olan Büyük Atatürk'ün adeta kehanete varan söylemi ve Sovyetler Birliği'yle ilgili gizlediği (!) bazı görüşlerini, karizmatik bir asker olan Amerikalıya özensizce ifade etmesi ve onun da ABD açısından görüşlerini paylaşarak, Asya'daki Rus ve Çin Bolşevizm nüfuzunun yayılmasının arz ettiği tehditten bahsetmesi, Türkiye ve halkının soğuk harp başlangıcında yöneldiği Batı'ya sağlam bir şekilde, onların söylemiyle, demirlemesi için kullanılmasının yararlı olacağı düşünülmüş olsa gerektir. Görüşme 1932 yılında değil de 1950'lerde yapılmış gibidir. Maksat hedefi elde etmek olsa gerek. Psikolojik savaşın unsurlarının, bir ulusu, özellikle yönlendirici ve yönetici kadrolarını etkilemede etkin bir silah olarak iyi kullanıldığı anlaşılıyor…
******