Aragon Başkaldırıdan Gerçeğe

Yazar : Nedim Gürsel
İsbn : 9758440292
Yayın Tarihi : 2000
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 199
Ölçü : 12,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Can Yayınları

Eğer benim gibi bir Türk'ün kulağına biraz tuhaf gelen bu iki sözcüğe Aragon'un kitaplarından birinin başlığında rastlamamı§ olsaydım, Aragon'un yapıtlar toplamını 'süreğen devinim'le nitelendirmek belki de aklıma gelmeyecekti. Doğrusu sonuna yaklaştığımız 'aydınlıklar' ve 'karanlıklar' yüzyılını bir baştan diğer başa kat edecek bir adamın ve yapıtlarının inanılmaz yaratım sürecini bu Hegelci başlıktan başka hiçbir §ey böylesine iyi açıklayamazdı. Aragon'u tanıdığımı söyleyemem; hayatının son yıllarında tam anlamıyla sohbet etme fırsatına sahip olmaksızın kendisiyle karşılaşma şerefine eriştim. O sıralarda sadece günün birkaç saati boyunca bilinci açıktı. Yaşım elvermediği için, kendi kuşağının en iyi Fransız ve yabancı yazarlarının çoğu gibi 20. yüzyılın iniş çıkışları arasında geçen yaşamını yakından izleme olanağım da olmadı. Ben Anadolu'nun uzak bir kentinde doğduğumda, Aragon kırk yıldan uzun süren bir yazma deneyimini çoktan arkasında bırakmıştı. Çünkü on yaşından itibaren, kendi deyimiyle 'sanki trapezde durmaksızın perende atmak gerekirmiş gibi, sürekli satır başına gitmeyi gerektiren bu zihin cimnastiğini yapmaya başlamıştı. Bununla birlikte ben, onun yapıtlarını inceleyerek 1979 yılında 'Nazım Hikmet ve Aragon'un yapıtlarında modernlik ve gelenek' başlıklı doktora tezimi Sorbonne'a teslim ettim. Bir deneme biçiminde olan bu kitap, aslında pirin daha çok Dadacı ve Gerçeküstücü dönemlerinin üstünde durduğum, Aragon'un Toplu Şiirler'i ile ilgili tezimin biraz değiştirilmiş bir versiyonudur. Aragon, Dadacı, ardından Gerçeküstücü şiirlerden Gerçek Dünya'nın romanlarına, sanat eleştirilerinden edebiyat denemelerine, gazete makalelerinden çeşitli kongrelerde sunulan bildirilere kadar her türde ürün vermiş üretken bir yazardır. Fakat aklına esen her konuda, aklına estiği gibi ve aklına estiği zaman yazmamıştır. "Düşüncelerimin ya da yazılarımın tarihlerine bakılmadığı sürece, benimle ilgili herhangi bir şeyin anlaşılabileceğini sanmıyorum," der. Ben de akademik söylemin indirgemeci sınıflandırmalarına göre bildiğimiz anlamda düzyazı ile şiir arasında bir ayrıma gidildiği sürece, onun yapıtlarından herhangi bir şey anlaşılabileceğini sanmıyorum.
******