Anılar "16. Yüzyıl Osmanlı İmapartorluğu'ndan Çizgiler"

Yazar : Baron W. Wratislaw
Yayın Tarihi : Haziran, 1981
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 194
Ölçü : 12,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Karacan Yayınları

1597 yılında Linz'de Latince olarak "yayınlanan, Baron Wenceslaw Wratislaw'ın anıları 16. yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nda devlet düzeni, toplum yaşamı, Türk - Alman ilişkileri üstüne yazılmış çok ilginç tarihsel belgelerden biridir. 1591 yılında, Alman - Avusturya İmparatoru II. Rudolf, Türklerle barışı 8 yıl daha uzatmak ve yükümlü olduğu yıllık vergiyi ödemek üzere, Viyana'dan İstanbul'a olağanüstü bir elçilik heyeti gönderir. Anıların yazarı Wratislaw, bu elçilik heyetinin en genç üyesidir. Tuna nehrinden başlayan, sonra karadan devam eden uzun bir yolculuktan sonra İstanbul'a varırlar, Çemberlitaş'taki Elçilik Konağına yerleşirler. Genç Wratislaw çok iyi bir gözlemcidir, ayrıntılara dikkat eder. Bir özelliği de, ilerde başına gelecek bütün felaketlere, karşın, kendini duygusallığa kaptırmadan değer yargılarını çarpıtmadan olayları ve kişileri nesnel olarak anlatmasıdır, İstanbul' da geçirdiği ilk yıl süresince yazar yaşamından pek memnundur. Başkentin görülmeye değer yerlerini, anıtlarını ziyaret ederler, sarayda yemek yerler, Galata'nın renkli Hıristiyan dünyasını keşfederler, burada geçirdikleri bir işret gecesi yüzünden kırk değnek yerse de keyfi bozulmaz, 16. yüzyıl İstanbul'unun tatlı yaşamını sürdürür. Padişah'ın atlarından sokakta halkın beslediği kedilere köpeklere atmacalara, Avrat Pazarında satılan insanlardan, Türklerin kadın erkek ilişkilerine, evlenme törenlerine değin ilgilenmediği konu yoktur. Türk gençlerinin At Meydanındaki cirit oyunlarını, binicilik yarışmalarını övgüyle anlatır. Bu oyunları kendi ülkesindeki eğlencelerle karşılaştırır... Elçinin satın aldığı güzel atlarla, o da bu tür eğlencelere katılır, bir yemeğine Türklerle at yarıştırırlar. Bu hareketli yaşam genç Wratislaw'ı öylesine sarar ki İstanbul'dan ayrılmak istemez. Anılarının bir yerinde şöyle der: "Bu güzel koşullar içinde yaşamak bize kendi ana yurdumuzu adeta unutturur olmuştu ve oraya dönmek arzularımızı gidermişti. Yaşamımızın hep böyle zevk ve sefa içinde geçeceğini umarak, ölünceye dek burada kalmayı gönlümüzden geçirir olmuştuk."
******