Anadolu Masalları

Yazar : Tahsin Yücel
İsbn : 9753630212
Yayın Tarihi : Temmuz, 1997
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 112
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Yky

Yeşiltay mavi gözlü bir çocuktu, bütün çocuklara benzerdi. İşi gücü oyundu, güzel oyunlara bayılır, bir de masalları severdi. Geceleri uyku girmezdi gözlerine, uyumaz, annesini de uyutmazdı, gece yarılarına kadar masal anlattırırdı. Bir türlü doymazdı masal dinlemeye. Dinlediği güzelim masallar düşlerine girer, düşlerinde devlerle, cücelerle, dervişlerle, cinlerle, peri kızlarıyla birlikte gezerdi; eline bir demir asa alıp ayaklarına demirden çarıklar giyerek yola çıkar, her düşünde yeni yeni serüvenler yaşardı. Bıkmak, usanmak bilmezdi. Uzun zaman böyle sürüp gitti. Yeşiltay hiçbir şeyden tat almaz oldu, oyunları bile unuttu, yalnız masalları sevdi. Doğru dürüst yemek bile yemez oldu, inceldi, yüzü sarardı, cılızlaştı. Nasıl cılızlaşmasın, nasıl sararmasındı? Sokağa bile çıkmıyordu artık. Arkadaşları kapısına geldiler, en güzel oyuncaklarını da yanlarında getirdiler, onunla birlikte oynamak istediler. Yeşiltay kapıyı açmadı. Karanlık bir odaya kapanıp sevgili düşlerine daldı, eşsiz serüvenler yaşadı. Yeşiltay'ın yaşamı şimdi bir masaldı. Herkesin yaşadığı yaşam onu ilgilendirmiyor, insanlar onu çekmiyordu. Varsa da, yoksa da masallardı sevdiği, cüceler, devler, keloğlanlar, özellikle de peri kızlarıydı. Yaşı epeyce ilerlemişti, ama Yeşiltay hep o eski mavi gözlü çocuktu, masallarda yaşayan bir küçük çocuktan başka bir şey değildi. Masallardan hiç bıkmadı, usanmadı. Bir gün gene odasına kapandı. Masallar düşündü, içi sızladı, hep böyle karanlık bir yerde kalmak, buradan çıkınca da ancak sıradan insanlarla karşılaşmak canını sıkıyor, buralardan kaçıp gerçek masallarda yaşamak istiyordu. Ellerini göğe doğru kaldırıp Tanrı'ya yalvardı. Kendisini bu yerlerden uzaklaştırmasını, alıp masallar ülkesine götürmesini, hiç değilse, bir Keloğlan yapmasını söyledi. Sonra gözlerini yumdu, çok bitkindi, uykuya daldı. Yeşiltay bu uykudan uyanmadı. Uyandı ya bir başka türlü uyandı. Gözlerini açtığı zaman karanlık odasını göremedi. Çok güzel bir evin basamaklarındaydı. Olmadık şeylere, masallara alışmıştı, böyle bir yerde uyanışına şaşmadı. Yalnız taşlar her yanını acıtmıştı, kalçaları sızlıyordu.
******