Ajda Pekkan'ın Yüzü ya da Değişimler Çağı

Yazar : Atilla Dorsay
İsbn : 9754341370
Yayın Tarihi : 1994
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 160
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Varlık Yayınları

Bu yazı, sevgili Atilla Dorsay'ın Ajda Pekkan'ın Yüzü adlı kitabının bir 'parçası' olmak üzere yazılıyor. Dolayısıyla dışardan ve metne sonradan getirilen bir eleştiri ya da tanıtma yazısı değil. Atilla'nın kitabıyla eşzamanlı olarak (ve kitabın bir parçası olarak) var oluyor. Öyle olduğu için de, yazarından (Hilmi Yavuz'dan) çok, Atilla Dorsay'a yakın durmak gibi bir kaderi var. Atilla Dorsay 'sunuş' yazısında da belirtiyor ya, Cumhuriyet'teki 'Metropol' sütununun sürekli okurlarından biri oldum. Atilla'nın bu yazılarının, bu kente ilişkin yazılar yazan herhangi bir mimarın ya da kent plancısının, bugün örneklerini gördüğümüz gibi, politik söylemi ağır basan yazılarına benzemediğini anlamak için fazla akıllı olmak da gerekmiyordu: Bu yazılar, bir mimarın değil, bir entelektüelin yazılarıydı ve bu kenti, geniş ve kuşatıcı bir zihinsel ufukla irdeliyordu. Uzun söze ne hacet! Okurlar da bu kent üstüne yazan öteki mimarlarla Atilla arasındaki o zarif, ama belirleyici farkı hemen ayırt edeceklerdir. Atilla'nın ufku, İstanbul'u sadece bir kent olarak değil, ama bir imge olarak da içeren bir ufuktu. Başka bir deyişle, Atilla'nın betimlediği İstanbul'un arkasında, bir yerlerde gizlenmiş ve betimlenene benzediği kadar benzemezliği ile de kendini belli eden bir imge İstanbul' vardı. Platon'cu görünmek istemem, ama ben Atilla'nın 'Metropol' yazılarında, gündelik yaşamın hayhuyu içindeki İstanbul'u olduğu kadar, bu İstanbul'un arkasındaki İstanbul imgesini, İstanbul idea'sını okuyordum. Bir imge ya da idea; ne denirse densin, Atilla'nın yazılarının böylesine ikili okumaya açık metinler olduğunu görmezlikten gelemeyiz. Bir kez daha söyleyeyim: Atilla'nın zihinsel ufku, dar bir politik perspektifle sınırlanmış değildi. Bunların, günümüze tanıklık eden yazılar olmalarının ötesinde, bu tanıklığı aşan yazınsal metinlere yakın durdukları da çekinmeden söylenebilir. Bu yazıların bende bir doygunluk (plenitude) etkisi uyandırmasının nedeni de, belki, budur... Hilmi Yavuz
******