Aile Boyu Sinema

Yazar : Gökhan Akçura
İsbn : 975-273-038-8
Yayın Tarihi : 2004
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 371
Ölçü : 15 x 24 cm
Yayınevi : İthaki

Zamanlar arasında yolculuk yapmaya inanır mısınız? Şimdiki zaman ile geçmiş zaman arasında. Yaşayan günlerle yok olan günler arasında. Yetmiş yıl kadar önceye gideceğiz. Beyoğlu'na çıkacağız. Sinemalar caddesine ilginç bir yolculuk yapacağız. Evet, şu anda Taksim'deyiz. Bugün Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi olan yapı, o zamanlar Majik Sineması. Halil Kamil'in işlettiği sinemada bu hafta "lnkilap Şarkısı" filmi oynamakta. El ilanlarında açıklama olarak: "Çarların hayali ve nihayet Bolşeviklerin galebesi" yazıyor. Beyoğlu'na doğru yürüyoruz. Sağ kolda döneminin en güzel sinemalarından, yeni açılmış olan Glorya, var. Yani bugün kapalı duran Saray Sineması. Afişte A. Genina'nın filmi "Canım Paris". Başrollerde Jane Marnac ve Francis Carco. Filmin müziklerini Maurice Yvain yapmış. Glorya'nın giriş holünde, sinemanın müdürü Fernando Franko, has arkadaşı Kemal [Seden] Bey'le sohbet etmekte. İçeri giren Fox Film'in İstanbul Müdürü Viktor Kastro ile selamlaşıyorlar... Aile Boyu Sinema yetmiş yıl öncesinin Beyoğlu'suna yapılan bir yolculuk. Bu yolculukta sinema tarihimizin önemli bir dönemini simgeleyen, işletmeci ve yapımcı olarak kuşaklar boyu sinema serüveninde rol almış ailelerle karşılaşıyoruz. Türk sinemasının ilk işletmecilerinden Kemal ve Şakir Beylerin amcalarıyla birlikte kurdukları Ali Efendi Sineması'nı anlatarak başlıyoruz öykümüze. Sonra, savaş yıllarında filmcilikle tanışıp, Cumhuriyet kurulunca İzmir'de sinema açmanın tam zamanı diye yola koyulan Cemil ve Tevfik Filmer Kardeşleri tanıyoruz. Şehzadebaşı'na geçip, bir dönemin ünlü Milli Sinemasını kurmuş olan Cemali ailesiyle karşılaşıyoruz. Ardından adları efsane olmuş bir sinema ailesi çıkıyor karşımıza: İpekçiler. Özen Film'in, öyküleri pek bilinmeyen kurucularının tarihini öğrendikten sonra 1940'lı yıllara sıçrayıp Atlas Film'in sahibi Duru ailesini ziyaret ediyoruz. Ve bugünlere iyice yaklaşarak İnanoğlu ailesi ile gezintimizi noktalıyoruz...
******Gökhan Akçura