75 Yılda Kadınlar ve Erkekler

İsbn : 975730641x
Yayın Tarihi : Ekim, 1998
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 375
Ölçü : 19 x 24 cm
Yayınevi : Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı

Elinizdeki kitapta yer alan yazıların bir bölümü, Cumhuriyet'in 75 yıllık serüvenine kadınlar açısından bakarken hem Türk modernleşmesini, hem de kadın hareketinin geçmişini ve bugününü değerlendiriyor. Bu bakışın en önemli özelliği ise, sorgulayıcı ve eleştirel olması. Eleştirel bakış yalnızca kendi dışına, devlete, topluma, erkek egemen yapılara ve kültüre yöneltilmekle kalmıyor; daha önemlisi, kadınlar kendilerini ve kadın hareketini de eleştiriye tabi tutuyorlar. Bu yaklaşımın başlı başına önemli olduğunu ve kadın hareketinin Türkiye'nin demokratikleşme problematiğine, toplumsal ve siyasal kültürüne belki de en değerli katkısının burada yattığını düşünüyorum. Kadınların ve kadın hakları söyleminin Türk modernleşmesinde özel bir yeri olduğu hep vurgulanmıştır; resmi söylemde tümüyle olumlu bir şey olarak değerlendirilen bu olgunun eleştirel yaklaşımlarda, olumsuz yanlarına dikkat çekilir. Eleştirel anlatılarda, kadınların ulus devletin inşası projesinde ulusçu ve modernleşmeci önder (erkek) kadrolar tarafından bir simge olarak kullanıldıkları ve dolayısıyla nesne olmaktan çıkamadıkları savunulur. Bu kitaptaki yazılara da egemen olan, böylesi eleştirel bir yaklaşım. Geleneksel resmi anlatılara karşı bu eleştirinin yapılması çok önemli ve kadınlar gerçekten de, resmi tarihin sorgulanması konusunda kendilerine düşeni yaptılar ve yapmaya da devam ediyorlar. Eleştirel yaklaşım belirleyici ama gerçek, her zaman olduğu gibi, ortada bir yerde ve tarihin dengeli bir biçimde değerlendirilmesi, hem toplumsal hem de bireysel anlamda "özneleşme" mücadelesi içinde olanlar için ayrı bir önem taşıyor. 19. yüzyıldan itibaren Türkiye'de egemen paradigmanın ulusçuluk olduğunu biliyoruz. Elbette, imparatorluk ulusçuluğu ile ulus devlet ulusçuluğu önemli farklılıklar taşımaktadır, ama konumuz açısından önemli olan nokta, Türk feminizmi ile Türk ulusçuluğunun el ele gitmiş olmasıdır. Bu zaten, birçok ülkede, özellikle de Üçüncü Dünya ülkelerinde sıkça karşılaştığımız bir durum…
******