1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet

Yazar : A. Kadir
Yayın Tarihi : Şubat, 1967
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 187
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : İstanbul Matbaası
Bahsi Geçen : Nazım Hikmet Ran

Bu kitabı yazmaya karar verdiğim zaman elimde bir satır notum yoktu. O zamanlar çekilmiş bir iki silik fotoğraf vardı kitaplığımda. Onları da ne badirelerden, ne yangınlardan kurtarmış getirmiştim bugüne. Şu geçen 29 yıl içinde, yani 1938 yılından bu yana, çok kişilere bu Harp Okulu olayını bütün girdisiyle çıktısıyla anlatmış olmam bana epey şey kazandırdı. Birçok yerleri kafama adamakıllı mıhlanmış, hazır buldum. Ama takıldığım, eksik bulduğum yerler de oldu, hem de çok oldu. Yazdıklarımı, bu olayla ilgisi olan arkadaşlarıma okudukça anladım bunu. O arkadaşlarla aydınlatmaya uğraştım oraları. İki yıldır çalışıyorum bu kitap üzerinde. Eksik yerleri kalmadı değil, belki yanıldığım yerler de vardır. Ne yapayım, 29 yıl geçti aradan. Hem bu 29 yıl, pek öyle düz, öyle rahat da değil. Çok acılı, çok berbat ve çetin bir 29 yıl. Neden mi yazdım bu kitabı? Büyük bir laf edeyim de size, şaşın kalın: Bu olayı en gerçek, daha doğrusu gerçeğe en yakın yazacak bir ben varım da ondan. Çok ufak, önemsiz gibi görünen şeylere dikkat etmişim, kimsenin ilgilenmediği şeyle ilgilenmişim, sonra, en önemlisi, bu olayı adamakıllı dert edinmişim kendime. Bu Harp Okulu olayı, kitabı yazılacak kadar önemli mi, diyeceksiniz. Hem önemli, hem önemli değil. Bu olay, bir meydan savaşı değil. Bu olay, bilimsel bir buluş falan değil. Bu olay patlak verdiği vakit bir tek gazete bir tek satır yazmış değil bu olay üstüne. Bir tek satırla bile haberi verilmedi bu olayın. Hiç kimse hiç bir şey bilmiyor. Peki, nesi yazılır bu olayın, diyeceksiniz. Öyle ya, Nazım Hikmet öldükten sonra, orda burada Nazım için gelişigüzel çiziktirilirken, ya da eldeki hazır mallar piyasaya sürülürken, biri çıkar da, hem de Nazım'a hayran biri, sanki evimi bulamazmış gibi, evime gelemezmiş gibi, ekmek paramı kazanmakta olduğum bir piyasada, yol üstünde, olur olmaz insanların yanında: "iyi ki gördüm seni, aman çok lazımsın bana sen, anlatıver şu sizin olayı bana!" derse ve kaleme kâğıda sarılacak gibi olursa, ne önemi kalır bu olayın. Öyle sanıyorum, biz çoğu olayları böyle değerlendirdiğimiz için bu hale geldik...
******

Oktay Aras Kitaplığındaki Nazım Hikmet Ran Kitapları (142)