19. Asırda İstanbul Haritası

Yazar : Ekrem Hakkı Ayverdi
Yayın Tarihi : 1978
Dil : Türkçe
Ölçü : 47 x 64 cm
Yayınevi : İstanbul Fetih Cemiyeti

Fethi müteakip hemen şekil almağa başlayıp, asırlar boyunca gelişe gelişe, meydana gelen İstanbul'un, vakıfları, abideleri, çarşıları, medeni tesisatı ve topoğrafyasını, yani heyet-i umumiyesiyle bu şehrin bünyesini anlamak ve göstermek için o kadar az hizmet sarf edilmiş, bu mevzuda, diğer birçok hayati mes'elelerimizde olduğu gibi, o derece ihmal olunmuştur ki, eski ve evveliyetle yeni İstanbul bugün serapa meçhul bir mes'ele, bir muamma gibi karşımızda durmaktadır. Beşerin bilmediğini gayr-ı mevcut sayması, hakikati arayıp görmekten daha kolay geldiği de su götürmez bir vakı'adır. İstanbul'da, büyük bir hususiyeti haiz bir şehir bulunduğundan tegafül ve hatta toptan inkâr, son bir asrın marazi zihniyetini teşkil etmektedir. Bu yolda bir araştırmayı lüzumsuz ve manasız gibi telakki ettiren saikler meyanında, bu ruhi atalet ile hemahenk olarak, harici âlemin büyük bir maharetle telkin eylediği küçüklük hissinin de büyük te'siri olduğu muhakkaktır. Çünkü ayrı bir medeniyet zümresinin tesirinde olup ondan başka rehber tanımayan Garp, bizim İstanbul'u alıp, bambaşka bir hayat telakkisinin neticesi olan bir zihniyetle yeniden kurmamızı havsalasına sığdırmamakta, affedemediği bu tarzı kusur saymaktadır. Bu yüzden Garp müellifleri XVI. asırda P. Gyllius'ün açtığı yolda yürüyerek Bizans metrukâtından bir duvar, bir mozayık parçası, bir kitabe buldukça, adedi binlere baliğ olan, seyahatnamelerine iftiharla geçirmişler, XIX. asır ortalarından sonra da monografilerle, hafriyat raporlarıyla faaliyetlerini her şubeye şamil bir Bizans edebiyatı haline ifrağ eylemişlerdir. Bu suretle, ebedi bir Bizans bulunduğunu ve bunun ancak Türk devrinin tufeyli olarak araya girmesiyle inkıtaa uğradığını muhkemce zihinlere ve akidelere yerleştirmeğe muvaffak olmuşlardır. O derecede ki Bizans şehrinin geçirdiği istihaleler, devrinin icaplarına uygun telakki olunduğu, hiç değilse mucib-i tenkid hiç bir noktaya nazar-ı dikkat celp edilmediği halde, bizim zamanımızın şehrinden, bu asrın şeraiti aranmakta, mesela sokakların darlığı, binaların ahşap olması ulu orta muahezelere maruz kalmaktadır...
******Ekrem Hakkı Ayverdi