18. Yüzyılın Sonunda İstanbul

Yazar : C.C. De Carbognano
İsbn : 9757622184
Sayfa Sayısı : 109
Ölçü : 0 x 0 cm
Yayınevi : Eren Yayıncılık

Carbognano, okura yönelik ön sözünde, daha önce yazılmış bazı İstanbul tasvirlerinin, yanlış ifadelere dayalı olduğu için, bu kentin özelliklerini yansıtmadığından yakınır ve kent hakkında kısa, belirgin ve doğru bilgi sunmak gereğini duyduğunu söyler. Nitekim, yaşadığı aydınlanma çağına uygun olarak yazar, mitolojik tarih anlayışının önyargılarına başvurmamış, eski eserlerin tasvirleri arasına sığdırdığı yerel tarih bilgisine, kendinden önceki "tasvirci"Iere göre, yeni yaklaşım ve ölçütle güncellik kazandırmıştır. O, doğruluğundan emin olmadığı bilgileri, "söylendiğine göre", "zorla kabul ettirmek istemem" türündeki bir anlatımla, doğruluğundan emin olduğu bilgilerden ayrı tutar; bu arada, kısa ve özlü olmak doğrultusunda verdiği söze uyarak, İtalyan okura hitap eden ama gerektiğinde Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki resmi dilinde kullanımda olan adlandırmaları da, açıklamalarıyla, atlamayıp, eserini bu dil lehine belli bir sözcük dağarcığıyla donatır. Çevirimizde yazarın yöntemine bağlı kalmaya çalıştık: İtalyan okurun anlayacağı torre (kule); balcone (balkon), ringhiera (parmaklık); maiolica; mattone crudo (pişmemiş tuğla) gibi terimleri, bu defa Türk okur için, sırasıyla, minare, şerefe, çini, harman tuğlası şeklinde çevirdik. Yine, liste di ferro dorato (yaldızlı demir şerit silme), santuario (ana sunağın bulunduğu yer), vestibolo (giriş, hol) gibi tanımlamalar, Doç. Dr. Tanju Cantay'ın uyarılarıyla, "bronz şebeke", "absis duvarı", "son cemaat yeri" şeklinde karşılandılar. Bazı adlandırmalar da, Türkçe ayırtıları aynı olmadığından -bunlar, quaestor (defterdar karşılığı), praefectus (vali karşılığı), praetor (yargılama yetkisi olan yüksek görevli karşılığı), magister (usta, üstat, hoca karşılığı) gibi teknik terimlerdir- Latince yazıldılar. Yazıtların ve alıntıların çevirilerinde ise, gerektiği zaman özgün metin verilmekle birlikte, çok defa yazarın yorumu, aynı ayırtıyı korumak amacıyla, tercih edilmiştir. Böylece, söz gelimi, sikkelerde yer alan "Sultan-ül berreyn ve hakan-ül bahreyn es-sultan ibn-üs sultan" yerine, yazarın anlatımıyla ve günümüzde anlaşılacağı şekilde "İki cihanın hükümdarı ve iki denizin imparatoru: İmparatorun oğlu imparator" kullanılmıştır...
******