1453'ten Günümüze İstanbul Camileri

Yayın Tarihi : Nisan, 1976
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 96
Ölçü : 19,5 x 27 cm
Yayınevi : Pilma Pil Sanayii

Dünyanın en kuvvetli ordularının, en kudretli kumandanlarının asırlardır kapılarına kadar gelip mağlup ve perişan döndükleri İstanbul'da28 Mayıs 1453 akşamı güneş, bir daha doğmamak üzere batıyordu. Aslında batan güneş değil Bizans'tı. Oysa zamanı ve güneşi durdurmaya imkân mı vardı? Pek tabii ki, 29 Mayıs salı sabahı güneş yeniden doğacak, etraf yeniden aydınlanacak fakat köhne Bizans orta çağ ile birlikte karanlıklarda kalacaktı. Bizans'ın ışığı sönmüş, güneşi batmıştı. Yıllar ve asırlar boyu Kilise çanlarının çıkardığı madeni seslerden usanmış göbek kubbede, ezan seslerinin akisleri işitilecekti bundan böyle... İstanbul'un Türkler tarafından alınmasının hemen ardından, gittikçe artan nüfusun meydana getirdiği birçok problemlerin başında halkın ibadet ihtiyacına çözüm aramak geliyordu. Bu arada büyük camiler yaptırmanın günlere ve aylara sığdırılamayacağı da bir gerçekti. Yıllarda sürecek camii inşaatları yerine Ayasofya başta olmak üzere bazı kiliseler derhal camiye çevrilecek ve inşaası kısa zamanda bitebilen camiler ve mescitler yaptırılacaktı. Yapıldığı yerlerin seçimi, şehircilik planlaması, sanat ölçüleri ve şahane mermer sütunları ile camiler, zenginliği ve ululuğu yönünden dünyanın harikaları ile boy ölçüşebilir öylesine büyük abidelerdir. Zarif kubbelerin, yarım kubbelerin, ince minarelerin ve onların üzerindeki pırıl pırıl âlemleri, genellikle heybetli fakat orantılı yapılarıyla ihtişamlı camilerin şehrin göklerin süslemesiyle İstanbul bambaşka bir görüntüye bürünmüştür o tarihten günümüze...
******